CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin krediye erişimde yaşadığı sorunları gündeme getirerek Tarım ve Orman Bakanlığı’na sert eleştiriler yöneltti. Gürer, BAĞ-KUR ve SGK prim borçları nedeniyle çiftçinin bankalardan kredi kullanamadığını belirterek, bu durumun üretimi doğrudan tehdit ettiğini söyledi.
“BAĞ-KUR Prim Borcu Çiftçinin Krediye Erişimini Kilitledi”
TBMM’de düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün yapısal sorunlarına dikkat çeken Gürer, borcu bulunan çiftçilerin bankalara gittiklerinde kredi alamadığını ifade etti. Gürer, özellikle esnaf ve çiftçilerin SGK borcu varsa kredi kullanmalarının mümkün olmadığını vurgulayarak, bu engelin çiftçiyi sistem dışına ittiğini dile getirdi.
“Rekolte İyi Olabilir Ama Çiftçi Üretemiyor”
2025 üretim sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gürer, mevsim koşullarının rekolte açısından umut verdiğini ancak finansman eksikliğinin üretimi sekteye uğrattığını söyledi. Kar ve yağmurun toprağı buluşmasının verimi artırabileceğini ifade eden Gürer, çiftçilerin kredi alamadığı için ilaç, gübre, tohum ve mazot gibi temel girdilere erişimde ciddi sıkıntı yaşadığını belirtti.
Gürer, çiftçinin SGK prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın krediye erişimin sağlanması gerektiğini vurguladı.
“Cumhurbaşkanı Müdahale Etmeli” Çağrısı
Son günlerde Ziraat Odası başkanları, çiftçiler ve esnaflardan yoğun şekilde telefon aldığını belirten Gürer, yaşanan mağduriyetin ülke genelinde yaygınlaştığını söyledi. Gürer, “Sesimizi duyurun” çağrılarının arttığını belirterek Cumhurbaşkanlığı’na doğrudan müdahale çağrısında bulundu.
“2025 Çiftçi İçin En Zor Yıllardan Biri Oldu”
Kuraklık ve zirai don nedeniyle üreticinin borçlarını ödeyemez hâle geldiğini ifade eden Gürer, 2025 yılının çiftçi, besici ve üretici için çok zor geçtiğini söyledi. Bu koşullarda borçlu çiftçiye kredi verilmemesinin kabul edilemez olduğunu dile getiren Gürer, “Borçlu çiftçiye kredi yok demek, gıda üretimine darbe vurmaktır” dedi.
“Mazot 2018’e Göre Yüzlerce Arttı, Destekler Eriyor”
Mazot fiyatlarının tarımı doğrudan etkilediğini vurgulayan Gürer, 2018’de mazotun litre fiyatının 6 lira 26 kuruş olduğunu, bugün ise 57–58 lira bandına ulaştığını hatırlattı. Gürer, bu fiyatın yaklaşık 24 lirasının ÖTV ve KDV’den oluştuğunu belirterek tarım kesiminin ağır vergi yükü altında ezildiğini söyledi.
Yılbaşından bu yana mazota gelen 3,5 liralık zammın mazot desteğini fiilen ortadan kaldırdığını ifade eden Gürer, tarımda kırmızı mazota geçilmesi ve mazottaki ÖTV-KDV’nin kaldırılması gerektiğini dile getirdi.
“Pestisit Uygulaması Küçük Üreticiyi Dışlıyor”
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın başlattığı B reçete (bitkisel reçete) uygulaması hakkında da konuşan Gürer, pilot bölgelerde uygulanan sistemin küçük üreticileri mağdur ettiğini söyledi. ÇKS kaydı olmayan üreticilerin ilaç alamadığını belirten Gürer, küçük üreticilerin hem destekten hem de bitkisel ilaca erişimden mahrum kaldığını vurguladı.
“Ben Yaptım Oldu Anlayışıyla Tarım Yönetilmez”
Tarım politikalarının masa başında değil, sahadaki gerçekler dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini söyleyen Gürer, Bakanlığı “ben yaptım oldu” anlayışıyla hareket etmekle eleştirdi. Pestisit kalıntıları konusunda altyapı tamamlanmadan atılan adımların sorunları artırabileceğini ifade eden Gürer, etkin denetim, teknolojik eğitim ve ruhsatsız ilaçların piyasadan çekilmesi gerektiğini söyledi.
“Girdi Maliyeti Düşmeden Raf Fiyatı Düşmez”
Gürer, tarımda temel sorunun yüksek girdi maliyetleri olduğunu vurgulayarak, çiftçinin güçlenmesinin doğrudan raf fiyatlarına da yansıyacağını ifade etti. İthalata dayalı politikaların terk edilmesi gerektiğini belirten Gürer, girdi maliyetleri düşmeden, alım fiyatları düzenlenmeden ve aracılık sistemi daraltılmadan raf fiyatlarının düşmesinin mümkün olmadığını söyledi.




