Tarihsel coğrafyada İzmit ve çevresini kapsayan antik Bitinya (Bithynie) toprakları üzerinde yer alan Gölcük, temelleri doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınma vizyonuyla atılmış ender kentlerden biridir. Osmanlı döneminde Halıdere, Ulaşlı ve Yazlık haricindeki 21 köyüyle İzmit sancağına bağlı Bahçecik Nahiyesi üzerinden yönetilen bölge, kaderini değiştiren adımı 1920’li yılların ikinci yarısında attı.
Her Şey Yavuz Zırhlısı’nın Onarımıyla Başladı
Gölcük’ün modern bir garnizon kenti haline gelmesindeki ilk somut adım 1927 yılında atıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda hasar gören efsanevi Yavuz Zırhlısı’nın onarılması kararı, teknik donanıma sahip derin bir askeri tersane ihtiyacını doğurdu. 1925 yılında alınan kararın ardından bölgede ilk gemi havuzu inşa edildi.
Onarım sürecini yürüten Alman mühendis ve işçilerin kurduğu baraka ve atölye tesisleri, daha sonra devlet tarafından satın alınarak Gölcük Tersanesi’nin çekirdeğini oluşturdu. Türk Deniz Kuvvetleri’nin gelişimine paralel olarak 1938 yılında başlatılan kapsamlı altyapı çalışmaları, İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı zorluklar nedeniyle duraksasa da tersane asıl büyük atılımını 1950 yılından itibaren gerçekleştirdi.
İstanbul tersanelerinden akın eden usta işçiler ve ailelerinin bölgeye yerleşmesiyle Gölcük nüfusu kısa sürede katlanarak büyüdü.
Hükümet Konağı’nın 10 Yıllık Değirmendere Macerası
Artan nüfus ve stratejik önem, yönetsel statünün de değişmesini sağladı. 9 Haziran 1936 tarihinde kabul edilen ve 15 Haziran 1936’da yürürlüğe giren 3012 sayılı kanunla resmen "Gölcük Kazası" kuruldu. Kazanın kurulmasıyla birlikte 1930'da İhsaniye'de teşkil edilen nahiye müdürlüğü lağvedildi, burada yalnızca jandarma teşkilatı kaldı.
Gölcük merkezinde kamu binalarının yetersizliği nedeniyle mülki idare, ilk etapta geçici olarak Yalı Değirmendere köyünde kiralanan binalarda mesaiye başladı. 1938 yılında tamamlanan yeni Hükümet Konağı ile devlet teşkilatı Gölcük’e taşındı.
Ancak bu yerleşim uzun sürmedi; 1942 tarihli Özel İstimlak Kanunu kapsamında hükümet binasının askeri istimlak alanı içinde kalması üzerine İl Genel Meclisi kararıyla yönetim, Şubat 1944’te yeniden Değirmendere’ye nakledildi. Tam 10 yıl boyunca kaza merkezi işlevi gören Değirmendere’deki yönetim teşkilatı, 4 Mart 1954 tarihli ve 6322 sayılı yasa ile kalıcı olarak bugünkü Gölcük ilçe merkezine taşındı. Bu değişikliğin ardından Değirmendere’de müstakil bir nahiye, nüfus ve emniyet teşkilatı oluşturuldu.
Köy Sınırlarından Belediye Teşkilatlarına
İlçenin idari sınırları da yıllar içinde dinamik bir değişim gösterdi:
Karamürsel’den Katılan Köyler: Başlangıçta 21 köyü bulunan ilçeye, Karamürsel mülki sınırlarından Halıdere ve Ulaşlı köyleri dahil edilerek köy sayısı 23’e çıkarıldı.
Nahiye Düzenlemeleri: Değirmendere’nin nahiye statüsü kazanmasıyla bağlı köy adedi 22’ye indi.
Damlar ve İhsaniye’nin Gelişimi: 1959 yılında Saraylı köyüne bağlı Damlar Mahallesi’nin ayrı bir köy statüsü kazanmasıyla köy sayısı yeniden 23 oldu. İlçenin en eski yönetim çekirdeklerinden İhsaniye ise 6 Eylül 1966 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla belediye teşkilatına kavuştu.





