Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 6 Şubat 2026 tarihli cuma hutbesi, Türkiye genelinde camilerde okunmak üzere kamuoyuyla paylaşıldı.
Bu haftaki hutbede, toplumun ortak değerleri arasında yer alan birlik ve beraberlik kavramı merkeze alındı. Özellikle 6 Şubat depremlerinin yıl dönümüne denk gelen hutbede, zor zamanlarda gösterilen dayanışmanın önemi bir kez daha hatırlatıldı. Kardeşlik bağlarının korunması, vatan ve bayrak sevgisinin canlı tutulması ve toplumsal sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi hutbenin ana eksenini oluşturdu. Verilen mesajlar, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ortak bir duruşun gerekliliğine işaret etti.

Hutbede Birlik ve Kardeşlik Ön Planda
Diyanet’in yayımladığı hutbede, insanları bir arada tutan en temel değerlerden birinin birlik duygusu olduğu vurgulandı. İslam’ın, bireyler arasında sevgiye, saygıya ve merhamete dayalı güçlü bir kardeşlik anlayışı inşa ettiği ifade edildi. Toplum içinde ayrışmaya yol açan tutumların, bu ruhu zedelediğine dikkat çekilirken, Kur’an-ı Kerim’de yer alan “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın” ayetiyle birlik çağrısı pekiştirildi. Hutbede verilen mesajlarda, inananların ortak değerler etrafında kenetlenmesinin sadece dini değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunun altı çizildi.

Vatan ve Bayrak Ortak Değer Olarak Hatırlatıldı
Hutbenin önemli başlıklarından biri de vatan ve bayrak sevgisi oldu. Vatanın yalnızca üzerinde yaşanılan bir toprak parçası olmadığı; tarih, kültür ve gelecek bilincini içinde barındırdığı ifade edildi. Bayrağın ise bağımsızlığın ve hürriyetin simgesi olduğu vurgulandı. Bu çerçevede, geçmişten bugüne verilen mücadeleler hatırlatılarak, şehitlerin emaneti olan bu değerlerin korunmasının herkesin ortak görevi olduğu belirtildi. Şiir dizeleriyle desteklenen bu bölümde, bayrağa duyulan saygının toplumsal birlikle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekildi.

Depremlerin Yıl Dönümünde Dayanışma Mesajı
6 Şubat depremlerinin yıl dönümüne denk gelen hutbede, afet günlerinde sergilenen yardımlaşma ve dayanışma ruhu da geniş yer buldu. Yaşanan acıların milletçe paylaşıldığı, zor günlerde omuz omuza verilerek yaraların sarıldığı hatırlatıldı. Devletin, milletin ve gönüllülerin birlikte hareket etmesinin önemine işaret edilen hutbede, bu birlikteliğin toplumsal hafızada güçlü bir iz bıraktığı ifade edildi. Ayrıca hadis-i şeriflerle desteklenen mesajlarda, müminlerin birbirine karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği vurgulandı.

Toplumsal Sorumluluk ve Ortak Duruş Çağrısı
Hutbenin son bölümünde ise birlik ve beraberlik anlayışının sadece zor zamanlarla sınırlı kalmaması gerektiği belirtildi. Günlük hayatta da bu bilincin korunmasının, toplumsal huzurun temel şartlarından biri olduğu ifade edildi. Kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi, iyilikte yarışılması ve ortak değerler etrafında kenetlenilmesi çağrısı yapıldı. Diyanet, bu mesajlarla birlikte hem geçmişte yaşanan acıların unutulmamasını hem de geleceğe daha güçlü bir toplum bilinciyle bakılmasını hedefledi.

6 Şubat Cuma Hutbesi
BİRLİK VE BERABERLİK
Muhterem Müslümanlar!
İnsanları toplum haline getiren, milletlerin tarih sahnesinde yer almasını sağlayan değerlerden biri de birlik ve beraberlik duygusudur.
Yüce dinimiz İslam; sevgi ve saygı içinde kardeşçe yaşamayı, şefkat ve merhametle birbirimize muamele etmeyi emretmektedir. Cenâb-ı Hak, “Hep birlikte Allah’ın ipine, sımsıkı sarılın. Bölünüp parçalanmayın…” buyurarak; ayrılığı, kardeşlik bağlarını koparmayı, birbirimizden ilgi ve alakayı kesmeyi yasaklamaktadır.
Aziz Müminler!
Birlik ve beraberliğimizin en güzel tezahürü vatan sevgisinde ortaya çıkmaktadır. Zira vatan; tarihimizdir, kültürümüzdür, geçmişimizdir, geleceğimizdir. Hürriyetimiz için her türlü sıkıntıya göğüs gerdiğimiz cennet yurdumuzdur. Uğruna canını veren aziz şehitlerimizin ve cepheden cepheye koşan kahraman gazilerimizin bizlere bıraktığı en kıymetli emanettir.
Kıymetli Müslümanlar!
Birlik ve beraberliğimizin, hürriyet ve bağımsızlığımızın sembolü ise şanlı bayrağımızdır. Ay yıldızlı bayrağımızın dalgalandığı yerde zulme ve zalime, korkuya ve kedere geçit yoktur. Bizler; rengini şehitlerimizin kanından alan bayrağımızı başımızın üstünde tutmayı şeref bildik. En mutlu günlerimizi onun gölgesinde yaşadık. Onu gördüğümüz her yerde huzur bulduk. Bayrak şairimiz, içimizde yeşerttiğimiz bu duyguları ne de güzel ifade etmiştir:
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Değerli Müminler!
Birlik ve beraberliğimizin en güçlü göstergelerinden biri de afet günlerinde ve zor zamanlarda gösterdiğimiz yardımlaşma ve dayanışma ruhudur. Nitekim üç yıl önce bugün, hepimizi derinden sarsan iki büyük deprem yaşadık. Her zaman olduğu gibi o gün de omuz omuza verdik. Enkazdan kurtulan her bir kardeşimiz için birlikte sevindik. Hayatını kaybeden her bir canımız için aynı hüznü yaşadık.
Rabbimizin inayeti, devletimizin iradesi ve milletimizin kenetlenmesiyle yaralarımızı sardık. Aşımızı ve evimizi paylaşarak acılarımızı dindirdik. “Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer” hadis-i şerifinin yaşayan şahitleri olduk.
Aziz Kardeşlerim!
Bugün bize düşen; birlik ve beraberlik ruhunu hayatımızın her alanına taşımaktır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Müminler bir binanın birbirini destekleyen tuğlaları gibidir” hadis-i şerifleri gereğince ellerimizi ve gönüllerimizi birbirine kenetlemektir. Aramızdaki muhabbeti diri tutmak, kardeşlik bağlarımızı daha da güçlü kılmaktır. Unutmayalım ki, aynı inanç ve idealler etrafında, bu cennet vatan üzerinde, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde bir ve beraber olduğumuz müddetçe aşamayacağımız hiçbir engel, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yoktur.
Bu vesileyle Kahramanmaraş merkezli depremler başta olmak üzere yaşadığımız afetler sebebiyle ahirete irtihal eden kardeşlerimize, mukaddes değerlerimiz uğruna canını feda eden şehitlerimize Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyoruz. Memleketimizi, aziz milletimizi ve bütün insanlığı her türlü afetten, fitne ve fesadın şerrinden muhafaza etmesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.




