Duruşma çıkışı kamuoyuna geniş kapsamlı bir açıklama yapan Öztürk, mahkemedeki savunmasının sosyal medyada bağlamından koparılarak paylaşıldığını belirterek, Dilovası’ndaki imar gerçeğini ve davadaki hukuki çelişkileri kamuoyunun vicdanına sundu.

​"Dilovası'nın Yüzde 95'i Kaçak, Kaymakamlık ve Emniyet Binası Dahil"

​Sözlerine yangında hayatını kaybeden vatandaşların acısını paylaştığını ifade ederek başlayan Hüseyin Öztürk, ilçedeki imar ve yapılaşma sorununun 40 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu vurguladı. Algı operasyonlarına tepki gösteren Öztürk, ilçenin yapısal gerçekliğini şu sözlerle aktardı:

​"Dilovası’nda yaşanan yangın son derece acı bir felakettir. Ancak olayın hemen ardından belediye üzerinden adil olmayan bir algı oluşturulmaya başlandı. Dilovası'nın kaçak yapı sorunu bu binayla başlamış bir sorun değildir. 1987’de kurulan ilçemizde ilçe merkezinin yaklaşık %95’i kaçak yapılardan oluşmaktadır. Hatta Kaymakamlık, Emniyet Müdürlüğü, İtfaiye ve 34 cami gibi kamu binaları dahi ruhsatsız durumdadır. 40 yıldır birikerek büyüyen, sosyo-ekonomik ve mülkiyet boyutları bulunan böyle bir sorunun tüm sorumluluğunu bugün tutuklu bulunan dört memurun üzerine yıkmak ne hukuken ne de vicdanen makuldür."

​"Bizim Dönemimizde 264 Kaçak Yapı Hakkında Yıkım Kararı Alındı"

​Belediyenin söz konusu yapıya göz yumduğu yönündeki iddialara yanıt veren Öztürk, görev süreleri boyunca kaçak yapılaşmayla ilgili tüm yasal prosedürleri eksiksiz uyguladıklarını belirtti:

​"Yalnızca bizim dönemimizde 264 kaçak yapı hakkında yıkım kararı alınarak ilgili birimlere bildirilmiştir. Yıllardır biriken binlerce yıkım kararı varken ve bugüne kadar tek bir bina dahi yıkılamamışken, tek bir yapı üzerinden belediyenin sorumlu tutulması hakkaniyetli değildir. Bir yapıyı yıkmak ile ilçedeki barınma ve mülkiyet sorununu çözmek aynı şey değildir."

​"Müfettişler Görev Tespiti Hatası Yaptı, Suçsuz Yere Tutuklandım"

​Tutuklanma sürecinin usule aykırı ve yüzeysel müfettiş raporlarına dayandığını ifade eden Hüseyin Öztürk, belediye meclis kararlarını ve Mülkiye Teftiş Kurulu'nun çelişkili raporlarını işaret etti:

​"Belediye Meclisi’nin 2016 yılında aldığı karar gereği İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün kaçak yapıların yıkımıyla ilgili bir görev ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Müfettişler bu kararı incelemeden hatalı bir tespit yapmıştır. Nitekim yangından 6 ay sonra başka bir kaçak yapı için hazırlanan raporda, aynı kurum ve bakanlık, görev yönetmeliğimde yıkım sorumluluğu olmadığı için hakkımda soruşturma izni vermemiştir. 6 ay arayla aynı durum için iki zıt karar verilmesi eksik incelemenin ispatıdır."

Kocaeli'de Kaçakçılık Baskını: 5.4 Milyonluk Vurgun
Kocaeli'de Kaçakçılık Baskını: 5.4 Milyonluk Vurgun
İçeriği Görüntüle

​"Yanlış İsim Tespiti Gibi Yanlış Görev Tespitiyle Mağdur Edildim"

​Pandemi döneminde çıkarılan İmar Kanunu’nun Geçici 11. maddesiyle Ağustos 2022 öncesi kaçak yapılara abonelik ve kullanım hakkı tanındığını hatırlatan Öztürk, cezaevinde yaşadığı bir benzetmeyle açıklamasını tamamladı:

​"Cezaevindeyken isim benzerliği nedeniyle yanlışlıkla tutuklanıp 10 gün sonra pardon denilerek bırakılan bir vatandaşın haberini okumuştum. Benim bu davadaki durumum tam olarak budur. İsim tespiti yerine görev ve sorumluluk tespitinde yapılan yanlışlık nedeniyle 2 aydan fazla süredir haksız yere tutuklu kaldım. Gerçeğin tamamı görülmeden verilecek her hüküm yalnızca buzdağının görünen kısmını yargılamak olacaktır. Takdiri kamuoyunun vicdanına bırakıyorum."

Muhabir: Fatıma Nur Uçar