Boraltan faciası olarak hafızalara kazınan trajik olayın yaşayan son tanığı Bekir Doğan, 104 yaşında hayatını kaybetti. Asırlık ömrü boyunca Türkiye’nin en çalkantılı dönemlerine birebir tanıklık eden Doğan’ın vefatı, hem ailesi hem de yakın çevresi için derin bir üzüntü yarattı. Yıllar boyunca özellikle genç kuşaklara 1945’te yaşananları anlatmaya çalışan Doğan, Boraltan faciası ile ilgili hatıralarını “unutulmaması gereken bir tarih” sözleriyle ifade ediyordu. Onun vefatıyla birlikte, söz konusu döneme doğrudan tanıklık eden bir isim daha aramızdan ayrılmış oldu.
Marmara İlahiyat Camii’nde son veda
Bekir Doğan için İstanbul’daki Marmara İlahiyat Camii’nde ikindi namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Törene ailesi, yakınları ve sevenlerinin yanı sıra farklı yaş gruplarından çok sayıda vatandaş katıldı. Doğan’ın uzun ve çalkantılı bir dönemi kapsayan yaşam öyküsü, cenazeye katılanlar tarafından sık sık dile getirildi.
Cenaze namazının ardından Doğan’ın naaşı Ihlamurkuyu Mezarlığı’na defnedildi. Törende duygusal anlar yaşanırken, bazı katılımcılar onun özellikle Boraltan faciası hakkında yaptığı anlatıların hafızalarda yer ettiğini ifade etti. Yakınları, Doğan’ın hayatı boyunca sade bir yaşam sürdüğünü, ancak taşıdığı hatıranın yükünün ağır olduğunu belirtti.
Boraltan faciası nedir, 1945’te ne yaşandı?
Boraltan faciası, İkinci Dünya Savaşı’nın son döneminde, 1945 yılında Türkiye-Sovyetler Birliği sınırında yaşandığı iddia edilen trajik bir olay olarak biliniyor. Kars’ın Arpaçay ilçesi yakınlarındaki Boraltan Köprüsü civarında, Sovyetler Birliği’nden kaçarak Türkiye’ye sığınan bir grup Azerbaycan Türkü’nün geri iade edildiği ve sonrasında kurşuna dizildiği yönündeki iddialar kamuoyunda uzun yıllar tartışıldı.
Olayın ayrıntıları ve resmi boyutu üzerine farklı görüşler ortaya atılsa da, Boraltan faciası özellikle sınır politikaları, savaş dönemi diplomatik dengeleri ve insani sorumluluk tartışmaları bağlamında Türkiye’nin yakın tarihindeki en çarpıcı başlıklardan biri olarak anılmaya devam ediyor. Bu yönüyle facia, sadece bir sınır olayı değil, aynı zamanda dönemin uluslararası ilişkilerine dair acı bir hatırlatma olarak görülüyor.
“Unutulmaması gereken bir tarih” vurgusu
Bekir Doğan, Boraltan faciası hakkında yaptığı anlatımlarda yaşananların hafızalardan silinmemesi gerektiğini vurguluyordu. Çeşitli sohbetlerde ve anma programlarında söz alan Doğan, o günlerin zorlu şartlarını ve sınır hattında yaşanan belirsizlikleri genç nesillere aktarmaya çalıştı.
Yakın çevresinin aktardığına göre Doğan, tanıklığını bir sorumluluk olarak görüyordu. Özellikle savaşın gölgesinde alınan kararların insan hayatı üzerindeki etkisine dikkat çekiyor, Boraltan faciası gibi olayların tarihin karanlık sayfalarında kaybolmaması gerektiğini ifade ediyordu. Onun vefatıyla birlikte, sözlü tarih açısından önemli bir hafıza da geride kalmış oldu.
Bekir Doğan, ardında bir asrı aşan bir ömür ve Türkiye’nin yakın tarihine dair canlı hatıralar bırakarak toprağa verildi. Boraltan faciası ise hafızalardaki yerini korumaya devam ediyor.




