1999 Depreminden Sonra Verilen 30 Yıllık Süre Doluyor!

Marmara Bölgesi'nde yaşanabilecek büyük bir depremin net gün ve saatini vermenin bilimsel olarak imkansız olduğunu tekrarlayan Prof. Dr. Naci Görür, ancak istatistiksel verilerin ve jeolojik stres birikiminin "yakın bir tarihi" işaret ettiğini söyledi.

Görür, 1999 yılındaki büyük felaketin ardından uluslararası bilim insanlarıyla yapılan ortak çalışmalara atıfta bulunarak şu kritik hatırlatmayı yaptı:

Deprem Olasılığı %64! "1999 Marmara depreminin ardından yapılan matematiksel ve sismik modellemelerde, önümüzdeki 30 yıl içinde bölgede 7.0 ve üzerinde büyüklükte bir deprem meydana gelme olasılığı %64 olarak hesaplanmıştı. Bugün 2026 yılındayız ve bu öngörülen sürenin neredeyse sonuna gelmiş durumdayız. İstanbul ve çevre iller için depremin yakın bir tarihte olma olasılığı çok yüksektir, bu gerçeği artık göz ardı edemeyiz."

"Her Bölgeye Aynı Kentsel Dönüşüm Uygulanamaz"

Merkezi hükümetin ve yerel yönetimlerin deprem hazırlığı konusunda çeşitli adımlar attığını ancak bu çalışmaların mega kentleri olası bir felakete karşı tam anlamıyla hazır kılmadığını belirten Görür, kentsel dönüşüm stratejilerinin kökten değişmesi gerektiğini savundu.

Kentsel dönüşüm projelerinde sadece bina yenilemeye odaklanılmasının büyük bir hata olduğunu ifade eden ünlü yer bilimci, "Her bölgede, her mahallede aynı dönüşüm yöntemi uygulanamaz. Yapılacak projelerde zemin özellikleri, zemin-yapı ilişkisi ve mikrobölgeleme çalışmaları mutlaka ilk kriter olmalıdır. Zayıf zemine sahip bölgelerde sadece binaları makyajlamak çözümler sunmaz" dedi.

İstanbul ve Çevre İller Henüz Deprem Dirençli Değil

Deprem riskinin sadece konutların ve binaların yıkılmasıyla sınırlı kalan bir afet olmadığının altını çizen Prof. Dr. Naci Görür, kentsel altyapının durumuna dikkat çekti.

Marmara'daki şehirlerin henüz "deprem dirençli kent" kimliğine kavuşamadığını belirten Görür, olası bir sarsıntıda zincirleme felaketlerin yaşanmaması için acilen önlem alınması gereken kritik unsurları şöyle sıraladı:

Altyapı Sistemleri: Doğalgaz, elektrik hatları ve kanalizasyon şebekelerinin deprem anında patlama ve sızıntı yapmayacak esnek teknolojiye kavuşturulması.

Ulaşım Ağları: Ana arterler, viyadükler, köprüler ve bağlantı yollarının acil durum tahliyeleri için çökme riskine karşı tamamen güçlendirilmesi.

TÜİK Açıkladı: Türkiye'nin İstihdam Haritası Ne Durumda?
TÜİK Açıkladı: Türkiye'nin İstihdam Haritası Ne Durumda?
İçeriği Görüntüle

Su Kaynakları: Deprem sonrasında şehirlerin en çok ihtiyaç duyacağı yer altı su kaynaklarının ve içme suyu baraj hatlarının kirlenmeye veya kesintiye karşı koruma altına alınması.

Kaynak: Haber Merkezi