İş insanı Beşir Kemal Ustaoğlu’nun 1981 yılında New York’ta bir çeyreklik madeni para ile tanıştığı parkmetre sistemi, on yıllık bir hazırlık ve azimli bir girişimcilik öyküsünün ardından Türkiye sokaklarına "düzen" getirmek üzere İzmit'ten giriş yaptı.

New York’tan İzmit Sokaklarına Uzanan Serüven

Her şey, Ustaoğlu’nun New York ziyareti sırasında bir arkadaşının parkmetreye bozuk para atarak süre satın almasına tanıklık etmesiyle başladı. O dönemde henüz memleketi Antakya’da trafik lambasının bile bulunmadığını ifade eden Ustaoğlu, bu basit ama etkili sistemi Türkiye’ye entegre etme fikrini on yıl boyunca olgunlaştırdı. 1990’lı yılların başında, e-postanın ve arama motorlarının henüz hayatımızda olmadığı bir dönemde, faks mesajları ve kütüphane araştırmalarıyla Amerikan konsolosluğundaki sektörel ansiklopedilerden üreticilere ulaştı.

Mafya ve Değnekçi Düzeni Hakimdi

O yıllarda Türkiye’nin büyük şehirlerinde otopark meselesi; "değnekçi" olarak tabir edilen kayıt dışı yapılar, otopark mafyası ve kaldırımlara konulan dubaların yarattığı bir karmaşadan ibaretti. Bu kaosu profesyonel bir yönetim modeline dönüştürmek isteyen Ustaoğlu, Amerikalı üreticiyi Türkiye’deki potansiyele ikna ederek Amsterdam üzerinden kurulan köprüyle 110 adet parkmetreyi uçakla Türkiye’ye getirtti.

İlk Durak Bakırköy Olacaktı Ama İzmit’e Yapıldı

Başlangıçta İstanbul Bakırköy Belediyesi ile yapılan protokolün hayata geçememesi üzerine, cihazlar elde kalma riskiyle karşı karşıya kaldı. Ancak 1993 yılının Kasım ayında İzmit Belediyesi ile sağlanan mutabakat, Türkiye otopark tarihinde bir dönüm noktası oldu. İzmit caddelerine dikilen 110 adet cihaz, Türkiye’nin ilk resmi parkmetre uygulaması olarak kayıtlara geçti.

İspark Gibi Dev Yapılara İlham Oldu

İzmit’teki başarının ardından Şişli, Eminönü, Antalya, Kayseri ve Afyon gibi illere yayılan "Yap-İşlet-Devret" modelli otopark yönetim sistemi, belediyelerin bu alanda kendi şirketlerini kurmasına da öncülük etti. Ustaoğlu, günümüzün devleşen otopark işletmesi İSPARK’ın bile logolarındaki "P" harfi formundan işletme mantığına kadar kendi kurduğu sistemden izler taşıdığını belirterek, bu girişimin kişisel bir kazançtan öte Türkiye’ye modern bir şehircilik kavramı kazandırdığını vurguluyor. Türkiye’nin sokak disipliniyle tanışma hikayesi, İzmit’te dönen o ilk mekanik kollar ve atılan ilk madeni paralarla yazılmaya devam ediyor.

Muhabir: Haber Merkezi