"Kafama Sıkacaklar Sandım"
Müdahale anında İsrail askerlerinin doğrudan fiziksel şiddete başvurduğunu belirten Yaşlık, o kritik anları şöyle özetledi:
"Bingöl Başkanımızın kafasına silah dayayıp 'Kaptanı söylemezsen sıkacağım' dediler. Beni yere atıp kafama bastılar. O an 'Allah'ım ben korkmuyorum ama kalbime bundan sonra hiçbir korku verme' diye dua ettim. Karanlığa götürülenlerin sesinin kesilmesi, her an infaz edilecekmişiz hissi yaratıyordu."
Sistematik İşkence Yöntemleri
Yaşlık, alıkonuldukları süre boyunca maruz kaldıkları yöntemlerin psikolojik ve fiziksel direnci kırmaya yönelik olduğunu ifade etti:
Islatma ve Soğuk: "Buz gibi havada üzerimizdeki polarları ve montları alıp denize attılar. Oturmayalım, uzanmayalım diye bulunduğumuz yere sürekli deniz suyu basıyorlardı."
Süründürme: "Savaş gemisine alındıktan sonra 150 metrelik mesafeyi, tepeden tırnağa su içindeyken tam 3 saatte dizlerimizin üzerinde sürünerek geçmemizi zorunlu kıldılar."
Konteyner Hapishane: "3-8 metre boyutlarındaki 3 konteynere 175 kişiyi doldurdular. Yemek, su ve dinlenme olmadan günlerce bekletildik."
"Gazze'nin Yanında Bizimki Hiç Kalır"
Türkiye'ye döndüğünde vücudundaki darp izlerinin adli tıp tarafından raporlandığını belirten Yaşlık, kendi yaşadıklarını Gazze'deki trajediyle kıyaslayarak çarpıcı bir sonuç çıkardı: "Hepimizin dizleri çürümüştü, ellerimiz morarmıştı. Ancak bizim yaşadığımız bu zulüm, Gazze'deki kardeşlerimizin yaşadıklarının yanında milyarda bir bile etmez."