Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yaşayan 49 yaşındaki Ali Öztürk, çocukluğundan bu yana duyduğu antika merakını, yıllar içinde profesyonel bir koleksiyonerliğe dönüştürdü. Boya sektöründe çalışan Öztürk, iş hayatının dışında kalan zamanını tamamen bu tutkusuna ayırıyor. Son 1,5 yılda topladığı 2 bini aşkın obje ile geçmişe adeta bir pencere açıyor. Özellikle 1940’lı yıllardan kalma çakmaklar ve Avrupa’dan getirttiği asırlık porselenler, koleksiyonun en dikkat çeken parçaları arasında yer alıyor. Mehmet Ali Paşa Mahallesi’ndeki hobi dükkanında sergilediği objeler, antikaseverlerin ilgisini çekerken, fiyatlar da ürünün nadirliğine göre binlerce lirayı bulabiliyor.

300’ün Üzerinde Çakmak: 1940’tan 2024’e Uzanan Bir Hikâye
Ali Öztürk’ün koleksiyonunun merkezinde çakmaklar yer alıyor. Envanterde 300’ü aşkın koleksiyonluk çakmak bulunuyor. Dupont, Dunhill, Cartier ve Ronson gibi dünyaca ünlü markaların ürünleri, 1940’lı yıllardan günümüze kadar uzanıyor. Kimi hala çalışır durumda, kimi ise sadece geçmişin hatırası. Öztürk, çakmaklara olan ilgisinin zamanla derinleştiğini belirterek, “Şu an için en yoğun ilgim çakmaklara. Ama bu tür meraklar zamanla yön değiştiriyor. Belki bir süre sonra saatlere daha çok ağırlık verebilirim” diyor.
150-200 Yıllık Biblolar ve Avrupa’dan Getirilen Porselenler
Sadece çakmaklarla sınırlı kalmayan koleksiyonda, Avrupa’dan getirilen porselenler, biblolar ve saatler de önemli yer tutuyor. İngiltere, Fransa, Almanya, Belçika ve İtalya’dan gelen parçalar, sanat tarihi açısından da değer taşıyor. Koleksiyondaki bazı bibloların geçmişi 200 yıla kadar uzanıyor. Her biri titizlikle seçilen bu objeler, farklı dönemlerin estetik anlayışını günümüze taşıyor. Saat koleksiyonunda ise şu an 10-15 parça bulunsa da Öztürk, ilgi alanı kaydıkça bu sayının artabileceğini belirtiyor.
Antikacılığa Aileden Gelen Bir Merak: “Hevesimiz Döngüye Girdi”
Ali Öztürk için antika sadece bir hobi değil, çocukluktan gelen bir özlem. Maddi imkanların el vermediği gençlik yıllarının ardından, bu tutkuyu yeniden canlandırdığını anlatıyor:
“Çocukken ufak tefek bir şeyler toplardık ama imkanlar kısıtlıydı. Şimdi işler biraz yavaşlayınca, bu özlemle yeniden toplamaya başladık. Hevesimizi giderince bazı ürünleri elden çıkarıyoruz, yerlerine yenilerini alıyoruz. Böyle bir döngü oluştu.”
Öztürk’ün bu tutkusu yalnızca kendisiyle sınırlı değil. Küçük oğlu da çizgi romanlar, yabancı kitaplar ve figürler koleksiyonu yaparak babasının izinden gidiyor. Baba-oğul, mezatları takip ederek yeni parçalar keşfetmenin heyecanını birlikte yaşıyor.
Avrupa’dan Gelen Porselenler ve Antikacılığın Geleceği
Ali Öztürk’ün koleksiyonunun önemli bir bölümünü Avrupa menşeli porselenler oluşturuyor. İngiltere’deki antika pazarlarından temin edilen bu ürünler, çoğu zaman bir arkadaş aracılığıyla seçiliyor. “Pazar günleri antika pazarlarını gezen arkadaşım, bana ürünlerin fotoğraflarını gönderir. Ben de içlerinden beğendiklerimi aldırırım” diyen Öztürk, porselenin İngiltere'de çok yaygın olduğunu söylüyor.
Her bir parçanın geçmişten bir hikâye taşıdığına inanan Öztürk, “Ömrüm yettikçe toplamaya devam edeceğim” diyerek bu tutkunun peşinden gitmeye kararlı olduğunu dile getiriyor.