Sosyal güvenlik mevzuatında yer alan kurallar, vefat eden sigortalıların yakınları için zaman zaman aşılması güç engellere dönüşebiliyor. Vefatın ardından geride kalan eş ve çocukların maddi güvencesi olan dul ve yetim aylıklarında aranan asgari şartlar, tek bir günün dahi ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle farklı sigorta kollarına mensup yurttaşlar arasında uygulanan kural farklılıkları, eksik prim günlerinin tamamlanması noktasında derin uçurumlar yaratıyor.

SSK LİSTESİNDE BEŞ YIL VE DOKUZ YÜZ GÜN BARAJI

İşçi statüsünde çalışanların vefatı durumunda hak sahiplerinin ölüm aylığına kavuşabilmesi için yasaların çizdiği net bir sınır bulunuyor. Sigortalının hayatını kaybettiği tarihten geriye doğru en az 5 yıllık bir sigortalılık geçmişine sahip olması ve sistemde toplam 900 gün ödenmiş priminin bulunması zorunlu tutuluyor. Örnekle açıklamak gerekirse, 1 Temmuz 2026 tarihinde vefat eden bir işçinin ailesine maaş bağlanabilmesi için ilk işe giriş tarihinin en geç 1 Temmuz 2021 olması gerekiyor. Diğer taraftan BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı mensupları için bu sınır 1800 gün olarak uygulanıyor.

BİR GÜNLÜK EKSİK BÜYÜK YIKIM GETİRİYOR

Mevzuattaki en keskin çizgiler borçlanma haklarında yüzünü gösteriyor. Kamu görevlileri ile kendi adına çalışanların yakınları, eksik prim günlerini tamamlamak adına askerlik yahut doğum borçlanması yapabiliyor. Üstelik yalnızca eksik kalan gün sayısı kadar borçlanma imkanı sunuluyor. Ancak SSK mensuplarının yakınlarına bu kapı tamamen kapalı tutuluyor. İşçi statüsündeki bir yurttaşın vefatında 899 gün primi bulunması durumunda, eksik kalan tek bir gün için dışarıdan borçlanma yapılamıyor. Geride kalan aile, bu bir günlük eksiklik yüzünden maaş hakkından tamamen mahrum kalıyor.

BAĞ-KUR SİSTEMİNDE BORÇ ÇIKMAZI

Kendi nam ve hesabına çalışan esnaf ile tarım işçilerini kapsayan BAĞ-KUR sisteminde ise prim borçları en büyük engeli teşkil ediyor. İşçi statüsündeki ölümlerde, patronun devlete borcu olup olmadığına bakılmaksızın 900 gün bildirimi yeterli sayılırken, BAĞ-KUR cephesinde durum çok daha sert ilerliyor. Vefat eden kişinin 2500 gün ödenmiş primi bulunsa dahi, geçmişten kalan 800 günlük bir prim borcu tüm süreci kilitliyor. Kuruma olan borç kuruşu kuruşuna kapatılmadan hak sahiplerine ödeme yapılmıyor. Ayrıca geçmişte dondurulan sürelerin canlandırılması işleminde kısmi ödeme kabul edilmiyor, tüm sürenin bedelinin peşin olarak ödenmesi şart koşuluyor.

IBAN nedeniyle başı derde girenlere güzel haber: Bu karar yakında çıkabilir!
IBAN nedeniyle başı derde girenlere güzel haber: Bu karar yakında çıkabilir!
İçeriği Görüntüle

MAAŞ HESAPLAMASINDA KORUMA KALKANI

Yasalar, genç yaşta hayatını kaybeden sigortalıların ailelerini korumak amacıyla maaş bağlama aşamasında pozitif bir ayrımcılık uyguluyor. Kamu görevlisi yahut BAĞ-KUR mensubu bir kişinin prim günü 1800 ile 9000 arasındaysa, sanki 9000 gün çalışmış gibi yüksek bir katsayıdan hesaplama gerçekleştiriliyor. İşçi statüsündeki vefatlarda ise prim günü 7200'ün altında kalanlar için bu sınır baz alınarak yüksek maaş bağlanmasının önü açılıyor.

PAYLAŞIM ORANLARI NASIL BELİRLENİYOR?

Bağlanan aylıkların aile içindeki dağılımı da belirli yasal oranlara dayanıyor. Vefat edenin eşine maaşın yüzde 50'si bağlanıyor. Şayet dul kalan eş bir işte çalışmıyorsa, kendi sigortasından maaş almıyorsa ve aylık bağlanan çocuğu da bulunmuyorsa bu oran yüzde 75'e kadar çıkıyor. Geride kalan çocukların her biri ise yüzde 25'lik payın sahibi oluyor.

Kız çocukları evlenmedikleri, bir işte çalışmadıkları ve kendi sigortalarından emekli aylığı almadıkları sürece yaş sınırı olmaksızın yetim aylığından yararlanmayı sürdürüyor. Erkek çocukları ise standart olarak 18 yaşına kadar bu hakkı kullanabiliyor. Eğitim hayatlarına lise düzeyinde devam eden erkek çocukları 20, üniversite eğitimi alanlar ise 25 yaşına kadar maaş almaya devam ediyor.

Muhabir: Haber Merkezi