Sabah garajdan makas ve çırpı ipi alıp ön bahçeye çıkan Mesut Nöbetçigil, işe şimşirleri budayarak başlıyor. Her ne kadar iş basit gibi görünse de kollarını fazlasıyla yoran bu uğraşın sonunda bahçeye derli toplu bir görünüm kazandırıyor. Ardından gözüne ilişen fıskiyeli süs havuzu, günün ikinci görevini belirliyor. Suyunu tahliye edip fıskiyeyi söküyor, taşları tel fırçayla temizleyip yerine monte ediyor. Sonuç: Ön bahçe yepyeni bir çehreye kavuşuyor.
Balboa Park: Doğanın ve Kültürün Kalbi
Bahçe işlerinden sonra duşunu alıp temiz kıyafetlerini giyen yazar, boynuna fotoğraf makinesini asıp kendini sokağa atıyor. Balboa Park, ilk durağı. Genişliği, doğallığı ve kültürel zenginliğiyle dikkat çeken park, adeta San Diego’nun nefesi.
Buradaki süs havuzunun etrafına oturup insanları izliyor. Meksika mimarisiyle inşa edilmiş müzeler, kuş serası, açık hava tiyatroları, her biri farklı bir kültüre ait etnografik evler, yazarın merak duygusunu diri tutuyor. Yunanistan’dan Vietnam’a, Filipinler’den Porto Riko’ya kadar çeşitli ülke evlerinde, o kültürlere ait geleneksel kıyafetlerle oturan gönüllülerle sohbet ediyor, yerel lezzetleri tatma fırsatı buluyor.
Gökyüzüne Bakan Objektif
Parkta gezinirken gözlerine ilişen savaş uçakları ve hemen yanında yer alan havacılık müzesi, başka bir keşif kapısını aralıyor. Müze çıkışında sırtüstü yere uzanıp gökyüzünde süzülen yolcu uçağıyla savaş uçağını aynı karede fotoğraflıyor. Kente farklı bir perspektiften bakmanın tadını çıkarıyor.
Old Town’da Bir Zaman Yolculuğu
Adımlarını Old Town’a çeviren yazar, San Diego’nun ilk kurulduğu bölgeyi ziyaret ediyor. Tarihî doku korunmuş; sokaklar, eski Amerikan kasabası hissi veriyor. Elektrik direği, kablo gibi modern detaylar gözükmüyor. Köşedeki eski bir binada karşısına çıkan “A. Bozoglu - Saat Tamircisi” tabelası ise kısa ama sıcak bir sohbete vesile oluyor. İstanbul’dan göç etmiş bir Musevi olan saatçi, kendisine badem şekeri ikram ediyor. Bu küçük dokunuş, yolculuğa insanî bir boyut katıyor.
Çin Lezzetleriyle Kapanış
Gezinin sonunda karnı acıkan yazar, tercihlerini değerlendirirken soluğu bir Çin lokantasında alıyor. Menüden Dim Sum sipariş ediyor. Buharda pişen, sebze ve deniz ürünleriyle doldurulmuş bu hafif lezzeti, sıcak çay eşliğinde afiyetle yiyor. Böylece hem bir kahvaltıyı hem de öğle yemeğini aynı tabakta tamamlıyor.