Çelik, asgari ücrette bir iyileştirmeye gidilmemesinin faturasının sadece dar gelirlilere kesilmeyeceğini, bu durumun özel sektörde çalışan milyonlarca bordrolu vatandaşı doğrudan sarsacağını belirtti.
Maaş zamlarında "çıpa" etkisi yaratıyor
Türkiye'deki gelir dağılımı ve ücret belirleme sisteminin arka planını özetleyen Prof. Dr. Çelik, asgari ücretin ekonomik sistemde adeta bir "çıpa" ya da referans noktası işlevi gördüğünü vurguladı. Maaş artış süreçlerinin işçi gruplarına göre farklılık gösterdiğini belirten uzman isim, tabloyu şu şekilde özetledi:
-
Özel sektörde çalışan sendikasız devasa kitle ise tamamen asgari ücretteki hareketliliğe bağımlı bir maaş politikasıyla karşı karşıya kalıyor.

İşverenlerin, kademeli maaş artışlarını yaparken her zaman asgari ücrete gelen zam oranını baz aldığını belirten Çelik, asgari ücretin sabit bırakılması durumunda diğer tüm çalışanların ücretlerinin de enflasyon karşısında ezileceğini ve genel maaş seviyesinin baskılanacağını ifade etti.
19 milyonluk istihdam ordusu SGK verileriyle kanıtlandı
Ülke genelindeki istihdam haritasına dikkat çeken Prof. Dr. Çelik, Türkiye'de kayıtlı ve kayıt dışı olmak üzere 19 milyon civarında özel sektör çalışanı bulunduğunu hatırlattı. Bu devasa grubun çok büyük bir kısmı halihazırda asgari ücret bandında çalışırken, asgari ücretin bir tık üzerinde kazanan "beyaz ve mavi yakalı" kesim de zam dönemlerinde bu rakamın artış hızını referans alıyor.
Geçmiş yıllara ait Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerinin de bu tezi net bir şekilde doğruladığını söyleyen Çelik, asgari ücret artışlarının sınırlı tutulduğu veya pas geçildiği dönemlerde genel sigortalı çalışanların maaşlarındaki artışın da durma noktasına geldiğini belirtti. Bu nedenle, yaklaşan asgari ücret belirleme sürecinin dar kapsamlı bir tartışma olmaktan çıkarılıp, tüm çalışan sınıfını ilgilendiren hayati bir mesele olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.




