Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, sadece 2023 yılında 29 binden fazla hasta böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas ve ince bağırsak gibi organlar için nakil sırasına girdi. Ancak bu hastalardan yalnızca 5 bin 265’i nakil olabildi. 2025 yılı Ekim ayı itibarıyla ise sadece böbrek bekleyen hasta sayısı 25 bini aşarken, kalp nakli bekleyen hasta sayısı bin 500’ün üzerine çıktı.
Hüseyin Savaş’a göre Türkiye’de milyon nüfus başına düşen donör sayısı 4-5 iken, dünya ortalaması 20-25 arasında. Bu da kadavradan bağışların ne kadar yetersiz olduğunu ortaya koyuyor.
“En büyük miras: Organ bağışı”
Savaş, bağışın önemini şu sözlerle dile getirdi: “Organ bağışı sadece cerrahi bir müdahale değil, bir insanın hayatına umut olma fırsatıdır. Bu, hayattayken bırakılabilecek en anlamlı mirastır. Çünkü her bağış, sessizce atmaya devam eden bir kalptir. Toplum olarak bu bilinçle hareket etmeliyiz.”
Organ nakli sürecinin son derece etik, yasal ve denetimli olduğunu belirten Savaş, beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin sadece yoğun bakım koşullarında donör olabildiğini vurguladı. Kararın bir uzmanlar kurulu tarafından verildiğini ve süreç sonunda aile ile mutlaka iletişime geçildiğini söyledi.
E-Nabız üzerinden 1 dakikada bağış yapılabiliyor
Artık organ bağışı yapmak çok kolay. E-Nabız sistemi üzerinden istenilen organlar ya da tamamı için sadece birkaç dakika içinde bağış işlemi tamamlanabiliyor. Ancak Savaş’a göre asıl önemli olan, bu iradenin aileyle de paylaşılması: “Aileye bırakılan karar, acılı bir dönemde verildiği için olumsuz sonuçlanabiliyor. O yüzden kişi yaşarken kararını vermeli ve bunu ailesine bildirmeli.”
“Dini engel yok, toplumsal destek gerekli”
Organ bağışının dini boyutuyla ilgili olarak da açıklamalarda bulunan Savaş, “1980 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın verdiği fetva hâlâ geçerlidir. Organ bağışı dinen caizdir. Beden bütünlüğü ise estetik müdahalelerle korunur. Cenaze, aynı şekilde aileye teslim edilir. Bu konuda endişe duymaya gerek yok” dedi.
Organ nakli bekleyen hastaların ve ailelerinin yaşadığı zorluklara da değinen Hüseyin Savaş, toplumun medya, eğitim kurumları, STK’lar ve dini liderlerin iş birliğiyle daha fazla bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi.




