Mesafeyle Terbiye Etmek: 580 Kişilik İstanbul Labirenti

Abone Ol

Dile Kolay 580 Hayat: Bir Şehir, Bir Barikat ve Belirsizlik Koridorları

Bazı rakamlar sadece istatistiktir, bazıları ise içinde uykusuz geceler ve derin bir adaletsizlik taşır. 1 Mayıs akşamı resmi kanallardan bir sayı servis edildi: “İstanbul’da 580 gözaltı.”

Bu 580 sayısının içinde yan yana yürüdüğümüz sıra arkadaşlarımız, bu ülkenin aydınlık geleceği olan gençler var. Onlar oraya bir suç işlemek için değil; işçinin, emeğin ve sömürülmeyen bir yarının hakkını hatırlatmak için çıkmışlardı. Ancak karşılarına çıkan, sadece fiziksel bir barikat değil, bir "engelleme iradesi" oldu.

Herhangi bir zorluk çıkarmamış, demokratik hakkını kullanmak için sadece orada durmuş insanları, sırf "orada oldukları için" toplamanın mantığını kavramak güç. Ancak asıl "cezalandırma", o insanlar araçlara bindirildikten sonra başladı.

Bilginin Karartıldığı Bir İstanbul Labirenti

Elbette 580 kişinin tek bir merkezde toplanması teknik olarak mümkün olmayabilir; ancak bu durum, insanları ve onları bekleyenleri dipsiz bir belirsizliğe itmenin bahanesi olamaz. Kimin nereye gönderildiği saatlerce öğrenilemedi, isim listeleri paylaşılmadı. Yardıma koşan arkadaşlarımız, dostlarının İstanbul’un hangi köşesine savrulduğunu bilmeden, karanlıkta bir iz bulabilmek için şehri bir uçtan bir uca aradı.

Vatan mı, Gayrettepe mi, yoksa şehrin bambaşka bir ucundaki bir karakol mu? Bir isim listesine ulaşabilmek, bir ses duyabilmek için verilen o mücadele, aslında o geceki işkenceli sürecin bir özetiydi. Aileler ve avukatlar, ellerinde hiçbir net bilgi olmadan, adeta birer gölge gibi emniyet binaları arasında mekik dokudu.

Hak Aramanın Coğrafyası Sınırlanamaz

Sormak gerekiyor: Kendi şehrinin meydanında emeği savunmak istemek, ne zamandan beri bu kadar büyük bir lojistik sürgünü gerektiriyor? Barikatların ardında tutulan sadece bedenler değil; gençliğin hukuka ve adalete olan inancıdır. İnsanları emniyet binaları arasında pay ederek, nereye götürüldüklerini gizleyerek ve belirsizlik koridorlarında sabahlatarak bir "kamu düzeni" tesis edilemez.

Bugün o 580 kişi serbest bırakıldı belki. Ancak o gece çekilen çile, yakınlarının yaşadığı o kahredici "Neredeler?" sorusu ve neden belirtilmeksizin alıkonulan gençlerin maruz kaldığı bu muamele hafızalarda silinmeyecek bir iz bıraktı.

Meydanları kapatıp, gençleri şehrin uçlarına savurarak hak arama iradesini söndüremezsiniz, Çünkü o 580 kişinin içinden binlerce yeni ve haklı ses doğmaya devam eder.