Kocaeli Sanayi Odası’nın Şubat ayı meclis toplantısında Dış Ticaret ve Gümrüklerden Sorumlu Eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ekonomi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarına dikkat çeken Tüzmen, en temel problemin döviz açığı olduğunu söyledi. Kalıcı toparlanmanın ancak döviz kazandıran sektörlerin güçlendirilmesiyle mümkün olacağını ifade eden Tüzmen, turizm ve ihracatın öncelikli alanlar olması gerektiğini vurguladı.
“Türkiye’nin Esas Problemi Döviz Sıkıntısı”
Türkiye’nin üretim ve dış ticaret yapısında köklü bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu belirten Tüzmen, “Bu ülkenin esas problemi döviz sıkıntısı. Önce döviz kazanacak, daha az döviz kaybedecek bir ekonomiye ihtiyacımız var. Bugün doğru düzgün döviz getiren iki alanımız var; turizm ve ihracat. Kalıcı başarı istiyorsak bu iki alana ağırlık vereceğiz. Bu iş patates soğanla olmaz” ifadelerini kullandı.
Enflasyonla mücadelede küçük başlıklara odaklanmanın yeterli olmadığını savunan Tüzmen, asıl hedefin dış pazarlarda kalıcı olmak ve ihracatı artırmak olduğunu dile getirdi.
“Genç Nüfus Var Ama Çalışan Sayısı Yetersiz”
İş gücü yapısındaki tabloya da değinen Tüzmen, Türkiye’nin genç nüfus avantajının tek başına yeterli olmadığını söyledi. Almanya örneğini veren Tüzmen, “Almanya’da nüfus daha yaşlı ama 44 milyon insan çalışıyor. Biz 86 milyonluk bir ülkeyiz, çalışan sayısı 30 milyon civarında. Bu durumu iyi analiz etmemiz gerekiyor” dedi.
Çalışan nüfus oranının artırılmasının ekonomik büyüme açısından kritik önemde olduğunu belirten Tüzmen, üretken istihdamın güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Düşük Maliyetli Ülkelerle Rekabet Zor
Küresel rekabete de dikkat çeken Tüzmen, özellikle düşük işçilik maliyetine sahip ülkelerle rekabetin giderek zorlaştığını söyledi. Mısır’daki serbest bölgeyi örnek gösteren Tüzmen, “Orada işçi 100 dolar alıyor, ustabaşı 200 dolar civarında. Siz burada bin doların üzerinde ücret veriyorsunuz. Böyle bir tabloda rekabet etmek kolay değil” diye konuştu.
Bu şartlar altında Türkiye’nin katma değeri yüksek üretime yönelmesi gerektiğini vurgulayan Tüzmen, fiyatla değil kalite ve markayla rekabet edilmesi gerektiğini belirtti.
“Rekabetçi Kur Olmadan İhracat Artmaz”
Sermayenin üretim yerine faiz gelirine yönelmesini de eleştiren Tüzmen, bunun ekonomiye zarar verdiğini söyledi. “Eskiden sermaye üretime giderdi, yatırım yapılırdı. Şimdi sermaye faize gidiyor. Parayı faize koyup kısa sürede kazanç sağlama anlayışı hakim. Bu tarzın ülkeye faydası yok” dedi.
Kur politikası üzerinden yapılan tartışmalara da değinen Tüzmen, kur ile ihracat arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu ifade ederek, “Kur ihracata faydalı değildir diyenler ya bu işi bilmiyor ya da doğruyu söylemiyor. Rekabetçi kur olmadan ihracatta kalıcı başarı yakalamak mümkün değil” değerlendirmesinde bulundu.
“Yeni Pazarlar Bulmak Zorundayız”
Komşu ülkelerdeki ekonomik daralmanın Türkiye’nin ticaretini de olumsuz etkilediğini belirten Tüzmen, mevcut pazarlara bağımlı kalmanın riskli olduğunu söyledi. “Etrafımızdaki ülkelerin çoğunun ekonomisi ciddi şekilde küçüldü. Bu ülkelerle ticaret yapmak eskisi kadar kolay değil. O yüzden yeni pazarlar bulmak ve ihracatta kalıcı stratejiler oluşturmak zorundayız” dedi.
Tüzmen’in konuşması, sanayiciler tarafından dikkatle takip edilirken, toplantıda ihracat odaklı büyüme stratejilerinin önemi bir kez daha gündeme geldi.



