Kocaeli'de şiddetli yağışların kısa sürede birer doğal afete dönüşmesinin arkasında kentin zorlu topoğrafyası ve hidrolojik yapısı yatıyor. Karadeniz'e açılan devasa su havzaları ile Samanlı Dağları'ndan dik bir eğimle Marmara Denizi'ne dökülen dereler, aşırı yağışlı havalarda şehir için en büyük tehdit unsurunu oluşturuyor. Afet risk raporları ve meteorolojik analizlere göre, su taşkınlarından en fazla zarar görebilecek yerleşim birimleri; Kartepe, Gölcük, Kandıra ve Körfez sınırları içerisinde toplanıyor.
KOCAELİ'DE NEDEN SEL VE SU BASKINI OLUYOR? İŞTE EN RİSKLİ BÖLGELER
Kuzey kesimde Karadeniz sahiline bakan Kandıra, su debisinin en hızlı yükseldiği ilçelerin başında geliyor. Namazgah Barajı'ndan yola çıkarak Sarısu hattı boyunca Karadeniz'e ulaşan güzergah, şiddetli yağışlarda hızlı reaksiyon göstererek çevresindeki yerleşimlere korku dolu anlar yaşatıyor. Kocaeli'nin güney yakasında ise Samanlı Dağları'nın sarp yamaçlarından dökülen suların hedefi Başiskele oluyor. Özellikle D-130 karayolu çevresi ile Yeşilyurt ve Seymen mahallelerindeki deniz seviyesine yakın çukur alanlar, dere taşmalarının en ağır faturasını ödeyen lokasyonlar arasında bulunuyor.
İZMİT MERKEZ VE GEBZE SANAYİ HAVZASI TEHDİT ALTINDA
Kentin merkezi olan İzmit'te altyapı yetersizlikleri ve coğrafi engeller birleşerek su baskınlarına zemin hazırlıyor. Cedit Mahallesi, deniz kenarındaki düşük rakımlı alanlar ve zamanında dere yatağı olan bölgelere inşa edilmiş alt geçitler ile bodrum katları, ani deşarjlarda ilk sular altında kalan yerler oluyor.
Sanayinin kalbinin attığı batı yakasında ise Saz ve Çayırova derelerinin oluşturduğu havza büyük bir risk barındırıyor. Taşkın modellemelerine göre, bu deltada konumlanan dev sanayi kuruluşları ve Gebze Teknik Üniversitesi kampüsü potansiyel su baskınlarının merkezinde yer alıyor. Balçık, Tavşanlı ve Eskihisar-Kuruçeşme hattındaki su yolları da Gebze bölgesinin diğer kırılgan noktaları olarak öne çıkıyor. Ayrıca Körfez ilçesine bağlı Cuma Köyü kırsalı ile Derince bölgesinden denize akan küçük akarsular, kontrolsüz debi artışlarında hem tarım alanlarına hem de köylere zarar veriyor.
UZMANLARDAN ZEMİN SIVILAŞMASI VE OVA UYARISI
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası ve jeofizik uzmanlarının yürüttüğü çalışmalar, tehlikenin sadece suyun yataktan taştığı anla sınırlı kalmadığını kanıtlıyor. Eğimin neredeyse sıfıra düştüğü nehir ağızları ve kıyı şeritleri, sel felaketlerinin yanı sıra olası bir depremde zemin sıvılaşması tehlikesiyle de yüz yüze kalıyor. Diğer yandan, sanayi tesislerinin yoğunlukta olduğu düzlük ova alanlarında biriken yüzey sularının doğru bir drenaj sistemiyle tahliye edilememesi, koca bir havzanın göle dönmesine yol açabiliyor. Kocaeli'de kronikleşen bu su baskınlarının engellenebilmesi için dere ıslahlarının ötesine geçilerek, bütünleşik havza yönetimi ve güçlü altyapı yatırımlarının hayata geçirilmesi gerekiyor.



