İzmit’in Karabaş Mahallesi’nde eğik görüntüsüyle uzun süredir kamuoyunun gündeminde yer alan 6 katlı Mesut Apartmanı, bu kez resmi yazışmalarla tartışma konusu oldu. Apartmanda dairesi bulunan bir vatandaşın “riskli yapı” tespiti talebiyle İzmit Belediyesi’ne yaptığı başvuruya verilen yanıt, yeni bir soru işaretini beraberinde getirdi. Belediyenin yerinde yaptığı gözlemsel incelemede “herhangi bir deformasyon gözlemlenmediği” belirtilirken, teknik riskli yapı tespiti için kurum bünyesinde laboratuvar ve ekipman imkânı bulunmadığı ifade edildi. Bu nedenle yapı sahiplerinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından lisanslandırılmış firmalara başvurması tavsiye edildi. Yanıt, “Sorumluluk kime ait?” sorusunu da beraberinde taşıdı.

Mesut Apartmanı için yapılan resmi başvuru neyi kapsıyordu?
Karabaş Mahallesi’nde bulunan Mesut Apartmanı’nın eğik görüntüsü, mahalle sakinlerinin ve kamuoyunun dikkatini uzun süredir çekiyordu. Apartmanda yatırım amaçlı daire satın alan Hakan Üçüncüoğlu, yapının mevcut fiziki durumu ve yaşı nedeniyle can ve mal güvenliği açısından risk oluşturabileceği endişesiyle İzmit Belediyesi’ne dilekçe verdi. Başvuruda yalnızca teknik inceleme talebi değil, aynı zamanda izlenecek resmi prosedüre ilişkin bilgilendirme isteği de yer aldı.
Dilekçede, “Söz konusu yapının yaşı ve mevcut fiziki durumu nedeniyle can ve mal güvenliği açısından risk oluşturabileceğini düşünmekteyim” ifadeleri kullanıldı. Bu başvuru, bireysel bir talep olmanın ötesinde, İzmit’te riskli yapı tespiti süreçlerinin nasıl işlediği sorusunu da yeniden gündeme getirdi. Özellikle deprem gerçeğinin her fırsatta hatırlandığı bir kentte, vatandaşların resmi kurumlardan net ve teknik yanıt beklemesi dikkat çekici bir ayrıntı olarak öne çıktı.
İzmit Belediyesi’nin yanıtı: “Deformasyon gözlemlenmedi”
İzmit Belediyesi’nin 5 Ocak tarihli yazılı yanıtında, Mesut Apartmanı’nda yerinde yapılan gözlemsel incelemede herhangi bir deformasyon tespit edilmediği belirtildi. Açıklamada, yapının genel durumu, yaşı ve kullanım süresi dikkate alındığında emsalleriyle uyumlu olduğu ifade edildi. Bu değerlendirme, yalnızca gözlemsel bir incelemeye dayandırıldı.
Ancak yazının devamında yer alan ifadeler, tartışmanın seyrini değiştirdi. Belediye, 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’a atıf yaparak, riskli yapı tespiti yapabilecek laboratuvar ve teknik ekipman imkânına sahip olmadığını bildirdi. Bu nedenle yapı sahiplerinin, bakanlıkça lisanslandırılmış kuruluşlara başvurarak “Riskli Yapı Tespit Raporu” hazırlatması gerektiği vurgulandı.
Bir yanda “deformasyon gözlemlenmedi” tespiti, diğer yanda teknik analiz için yetkisizlik vurgusu. Bu iki ifade, kamuoyunda çelişki olarak yorumlandı. Çünkü vatandaş açısından bakıldığında, binanın güvenli olup olmadığı sorusu net bir cevaba kavuşmuş değil.
6306 Sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespiti nasıl yapılıyor?
6306 Sayılı Kanun, afet riski altındaki alanların ve riskli yapıların dönüştürülmesine ilişkin usul ve esasları düzenliyor. Bu kapsamda riskli yapı tespiti, yalnızca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar tarafından yapılabiliyor. Süreç; teknik inceleme, numune alma, laboratuvar testleri ve raporlama aşamalarını içeriyor.
Belediyelerin bu noktadaki rolü ise çoğu zaman yönlendirme ve idari işlemlerle sınırlı kalıyor. İzmit Belediyesi de yanıtında tam olarak buna işaret etti. Ancak kamuoyunda oluşan beklenti, özellikle eğik görüntüsüyle dikkat çeken bir yapı için daha kapsamlı bir teknik değerlendirme yapılması yönünde.
Uzmanlara göre riskli yapı tespit süreci şu adımları içeriyor:
Lisanslı firmaya başvuru yapılması
Beton ve donatı numunelerinin alınması
Laboratuvar ortamında dayanım testlerinin gerçekleştirilmesi
Teknik rapor hazırlanması ve bakanlık sistemine girilmesi
Bu rapor sonucunda yapı “riskli” ilan edilirse, yasal dönüşüm süreci başlatılıyor. Aksi halde bina kullanımda kalmaya devam ediyor.
Vatandaş tepkili: “Risk oluşturduğu aşikâr”
Başvuru sahibi Hakan Üçüncüoğlu ise belediyenin yanıtına tepki gösterdi. Binayı yatırım amacıyla satın aldıklarını belirten Üçüncüoğlu, daireyi kilitledikten sonra madde bağımlılarının kapıyı kırarak içeri girdiğini ve yangın çıkardığını öne sürdü. Bu olayın ardından binanın güvenliği konusundaki endişelerinin arttığını dile getirdi.
Üçüncüoğlu, “Belediye zaten yamukluğu Pisa Kulesi ile yarışacak olan bir bina için bu şekilde anlam veremediğim bir yazı yazarken bir de bu olayın yaşanması, binanın neden hâlâ mühürlenmediği sorusunu akla getiriyor” dedi. Binanın İzmit’in merkezinde bulunduğunu hatırlatan Üçüncüoğlu, riskin yalnızca depremle sınırlı olmadığını, çevresel ve sosyal güvenlik açısından da tehdit oluşturduğunu savundu.
Mesut Apartmanı üzerinden yürüyen tartışma, yalnızca tek bir yapının durumu ile sınırlı değil. Aynı zamanda yerel yönetimlerin riskli yapı tespiti konusundaki yetki ve sorumluluk alanlarının da yeniden konuşulmasına neden oluyor. İzmit’te gözler şimdi, bina sahiplerinin lisanslı firmalara yapacağı olası başvuruda ve sürecin nasıl ilerleyeceğinde.





