İyi Ki Varsın Eren!

Abone Ol

Bizlere nesiller boyu hep aynı asil ruh anlatıldı: Çanakkale’nin 15’lileri, Mehmet Akif’in özlemle bahsettiği "Asım’ın Nesli" ve henüz gencecik yaşında İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet…

Ancak günümüze geldiğimizde, eski nesillerin dilinden düşmeyen kronik bir eleştiri peydah oldu:

Şimdiki nesil apolitik, şimdiki gençlik rahatına düşkün, kalkıp da vatan için savaşmaz..."

Oysa tarih, bu haksız söylemleri kökünden sarsacak büyük bir fedakarlığa sahne olmak için gün sayıyordu. 15 Temmuz’da tankların önüne dikilen o körpe yürekler başta olmak üzere, bu toprakların gençleri ezberleri bozmaya başladı. İşte o ezberleri tamamen yıkan, bu haksız eleştirileri yapanları kendi mahcubiyetleriyle baş başa bırakan en berrak sembollerden biri de Eren Bülbül oldu.

1 Ocak 2002’de Trabzon’da doğan Eren, henüz 15 yaşındayken, vatan toprağını hain pusulardan korumak isteyen güvenlik güçlerimize rehberlik ederken PKK’lı teröristlerin hain saldırısı sonucu şehadete erdi. O, çocuk yaşta bir kahramandı.

Eren’in şehadeti, bu topraklarda fedakarlık ruhunun ölmediğinin, aksine nesilden nesile bir bayrak yarışı gibi aktarıldığının en somut kanıtı oldu.

Bugün onun adı sadece hafızalarımızda yaşamıyor; parklarda, okullarda, kütüphanelerde, su kuyularında, askeri araçlarda ve memleketin dört bir yanındaki sosyal tesislerde yankılanıyor. 2022 yılında beyaz perdeye aktarılan "Kesişme: İyi ki Varsın Eren" filmi ise onun asil duruşunu bir kez daha tüm Türkiye’nin kalbine kazıdı.

Eren Bülbül, bu milletin göğsünü kabartan, "Z kuşağı" diyerek basite indirgenmeye çalışılan gençliğin özünde ne büyük bir cevher barındırdığını tüm dünyaya gösteren bir nişanedir.

Rahmet, minnet ve asla tükenmeyecek bir gururla...

İyi ki varsın Eren!