Kocaeli Eğitim Camiasının Acı Kaybı: Emekli Öğretmen Muzaffer Kaplankıran Vefat Etti
Kocaeli Eğitim Camiasının Acı Kaybı: Emekli Öğretmen Muzaffer Kaplankıran Vefat Etti
İçeriği Görüntüle

Kira bedellerindeki hızlı artış, kiracı ile ev sahibi arasındaki ilişkileri her geçen gün daha gergin bir noktaya taşırken, yaşanan uyuşmazlıklar artık yalnızca hukuk mahkemeleriyle sınırlı kalmıyor. Son dönemde özellikle kiracıyı evden çıkarmak ya da yüksek kira artışını kabul ettirmek amacıyla yapılan ısrarlı aramalar, kapıya dayanma ve yaşamı zorlaştıran uygulamalar, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil edebiliyor. Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu Kurucu Ortaklarından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, artan başvurulara dikkat çekerek kiracıyı yıldırmaya yönelik her davranışın ciddi cezai sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Kira Anlaşmazlıkları Ceza Dosyalarına Dönüşüyor

Konut ve iş yeri kiralarının yükseldiği bu süreçte kiracı-ev sahibi anlaşmazlıkları yalnızca kira tespit ve tahliye davalarıyla sınırlı kalmıyor. Uygulamada sıkça karşılaşılan bazı yöntemlerin, “hak arama” olarak görülse bile ceza hukuku açısından yaptırıma konu olabileceği belirtiliyor. Av. Elvan Kakıcı Şimşek, özellikle kiracıyı tahliyeye zorlamak için uygulanan baskıcı davranışların, çoğu zaman geri dönüşü zor hukuki ve cezai sonuçlar doğurduğunu vurguladı.

Israrlı Arama ve Rahatsız Etme Suç Sayılabiliyor

Av. Şimşek’e göre kiracının açıkça istememesine rağmen yapılan ısrarlı aramalar, mesaj gönderme, kapıya dayanma, zil çalma, bağırma ve benzeri eylemler Türk Ceza Kanunu’nda açıkça suç olarak düzenleniyor. Ayrıca bazı durumlarda elektrik, su ve doğalgaz gibi abonelikleri kestirme girişimlerinin de “baskı aracı” olmaktan çıkıp ceza soruşturmasına konu olabildiği ifade ediliyor.

“Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma” Suçu Gündeme Gelebilir

Kiracıyı huzursuz ederek iradesini kırmaya yönelik davranışların, Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesi kapsamında “Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma” suçunu oluşturabileceğini belirten Av. Elvan Kakıcı Şimşek, bu suçun mağdurun şikâyeti üzerine soruşturulabildiğini hatırlattı. Şimşek, kiracıyı yıldırmak için yapılan her eylemin artık yalnızca hukuki değil, ceza hukuku boyutuyla da değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“Tahliye Ettiririm” Sözleri Her Zaman Masum Değil

Ev sahibinin kiracıyı korkutmaya yönelik söz ve beyanlarının, kullanılan ifadeye göre Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında “tehdit” suçunu oluşturabileceği de belirtiliyor. Av. Şimşek, Yargıtay’ın bu konuda yerleşik kararları bulunduğunu ifade ederek, “yasal yollarla tahliye iması” ile “hukuka aykırı tehdit” arasındaki farkın çoğu zaman sanıldığından çok daha ince olduğunu vurguladı.

Kiracıyı yıldırma amacı taşıyan ve delillerle desteklenen tehditlerin mahkûmiyetle sonuçlanabileceğini belirten Şimşek, bu tür sözlerin “basit bir uyarı” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Hukuki Yol Varken Cezai Risk Almayın

Kira artışı ya da tahliye gibi konularda çözümün baskı ve yıldırma yöntemleriyle değil, yasal süreçlerle sağlanması gerektiğini vurgulayan Av. Elvan Kakıcı Şimşek, hem kiraya verenlere hem de kiracılara önemli bir uyarıda bulundu. Şimşek, yasal sınırları aşan her iletişimin ceza sorumluluğu doğurabileceğini ve bu fiillerin kiracı tarafından işlenmesi halinde de aynı şekilde suç kapsamında değerlendirileceğini ifade etti.

Artan kira uyuşmazlıklarının yanlış yöntemler nedeniyle ceza dosyalarına dönüştüğünü hatırlatan Şimşek, hak kaybı ve cezai yaptırımlarla karşılaşmamak için tarafların mutlaka hukuki danışmanlık almasının önemine dikkat çekti.

Kaynak: haber merkezi