Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ), 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında düzenlenen seminerle sürdürülebilir ekosistem stratejilerini gündeme taşıdı. GTÜ Sürdürülebilirlik Ofisi Koordinatörlüğü tarafından 4 Şubat 2026 tarihinde Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlik, çevrimiçi katılımla da geniş bir kitleye ulaştı. Akademisyenler, araştırmacılar ve öğrencilerin ilgi gösterdiği seminerde, sulak alanların iklim kriziyle mücadeledeki kritik rolü bilimsel veriler ışığında değerlendirildi. Etkinlikte, doğa temelli çözüm yaklaşımlarının hem ekosistem sağlığı hem de sürdürülebilir kalkınma açısından taşıdığı öneme dikkat çekildi.

Güzide Gebzespor’un Rakipleri Belli Oldu! İşte 2. Lig Beyaz Grup
Güzide Gebzespor’un Rakipleri Belli Oldu! İşte 2. Lig Beyaz Grup
İçeriği Görüntüle

Ramsar Sözleşmesi ve küresel koruma çabaları

Seminer, GTÜ Sürdürülebilirlik Ofisi Koordinatörü Doç. Dr. Emel Topuz’un açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmasında, sulak alanların korunması açısından uluslararası bir dönüm noktası olan Ramsar Sözleşmesi’nin önemine değinen Topuz, 1971 yılında imzalanan bu sözleşmenin bugün hâlâ yol gösterici bir çerçeve sunduğunu vurguladı. Birleşmiş Milletler’in 2021-2030 yıllarını kapsayan “Ekosistem Restorasyonu 10 Yıllık Planı” kapsamında yürütülen çalışmalara da değinilen sunumda, Türkiye’de bulunan 138 sulak alandan 14’ünün Ramsar koruması altında olduğu ve bu alanların yaklaşık 184 bin hektarlık bir büyüklüğe ulaştığı bilgisi paylaşıldı. Bu veriler, sulak alanların korunmasının yalnızca çevresel değil, aynı zamanda küresel bir sorumluluk olduğunu bir kez daha ortaya koydu.01-8

Sulak alanların ekosistemdeki sessiz gücü

GTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Derya Ayral Çınar tarafından yapılan sunumda, sulak alanların ekolojik işlevleri ayrıntılı şekilde ele alındı. Bataklıklar, nehirler ve lagünler gibi doğal alanların yanı sıra, atık su arıtım havuzları ve barajlar gibi yapay sulak alanların da ekosistem için kritik görevler üstlendiği belirtildi. Çınar, dünya üzerindeki canlı türlerinin yaklaşık yüzde 40’ına ev sahipliği yapan bu alanların, karasal kaynaklı karbonun yüzde 30’unu depoladığını ve ormanlara kıyasla iki kat daha fazla karbon tutma kapasitesine sahip olduğunu ifade etti. Sulak alanların besin döngüsünden iklimin düzenlenmesine kadar sunduğu ekosistem hizmetlerinin, iklim değişikliğiyle mücadelede vazgeçilmez bir rol oynadığı vurgulandı.

Kirlilikle mücadelede doğa temelli çözümler

Seminerin bir diğer önemli başlığı ise “NBS4AQUAMISSION” projesi oldu. Kentsel ve kırsal alanlardaki farmasötik ürün kirliliğini azaltmayı ve bu yolla su ortamlarında biyoçeşitliliği korumayı hedefleyen proje, katılımcılarla detaylarıyla paylaşıldı. Dr. Öğr. Üyesi Derya Ayral Çınar, Doç. Dr. Emel Topuz, Prof. Dr. Ebubekir Yüksel ve Prof. Dr. Mehmet Salim Öncel’den oluşan GTÜ ekibinin yürüttüğü çalışma kapsamında, yapay sulak alanlar gibi doğa temelli sistemlerin geliştirildiği aktarıldı. Bu yaklaşımın, çevresel sorunlara mühendislik ve ekolojiyi bir arada ele alan sürdürülebilir çözümler sunduğu ifade edildi.02-2

Bilimsel farkındalık ve sürdürülebilir gelecek vurgusu

GTÜ’de düzenlenen Dünya Sulak Alanlar Günü Semineri, sulak alanların korunmasının yalnızca çevre politikalarının değil, aynı zamanda bilimsel araştırmaların ve toplumsal farkındalığın da merkezinde yer alması gerektiğini ortaya koydu. Akademik perspektiften ele alınan sunumlar, iklim kriziyle mücadelede doğa temelli çözümlerin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Etkinlik, katılımcıların soruları ve değerlendirmeleriyle sona ererken, sürdürülebilir bir gelecek için bilimsel iş birliğinin gerekliliği vurgulandı.

Kaynak: Haber Merkezi