İşte ilk duruşmadaki kan donduran itiraflar ve 4. celsede yaşanan tüm sıcak gelişmeler...

Mahkeme Tek Hekim Raporunu Yetersiz Buldu, Dosya İstanbul ATK'ya Gidiyor

Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Fatma Adır, maktul Seyithan Adır'ın kardeşleri, çiftin çocukları ve taraf avukatları katıldı.

Geçen celse Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalından istenen ve sanığın gördüğü şiddetin fizyolojik izlerini taşıması beklenen rapora itirazlar yükseldi:

Tek Hekim İmzası: Üniversite hastanesinin, "heyet oluşturulamadığı gerekçesiyle tek hekim imzalı rapor" gönderdiği mahkeme tutanaklarına geçti.

Kocaeli'de Geniş Kapsamlı Kesinti: Hangi İlçelerde Elektrik Olmayacak?
Kocaeli'de Geniş Kapsamlı Kesinti: Hangi İlçelerde Elektrik Olmayacak?
İçeriği Görüntüle

Maktul Yakınlarının İtirazı: Katılan (maktul) tarafı, ihtimaller üzerine kurulu bu tek hekimli rapora itiraz ederek sanığın "tasarlayarak öldürme" suçundan en ağır cezayı almasını talep etti.

Mahkemenin Kararı: Heyet, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken, sistematik şiddetin psikolojik ve fizyolojik etkilerinin eksiksiz tespiti için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine hükmetti.

Çocuklar Annelerinden Şikayetçi Olmadı: "Korkudan Botlarımızla Uyuyorduk"

Duruşmada, yaşları 15'ten küçük olan mağdurlar E. ve E.’nin yasal kayyımı Zeynep Şakar, çocukların özgür iradeleriyle annelerinden şikayetçi olmadıklarını beyan etti. Mahkeme de bu doğrultuda çocukların davaya katılma taleplerini reddetti.

Çiftin üniversite öğrencisi olan kızı Kardelen Adır'ın geçmiş duruşmalardaki ifadesi ise evde yaşanan dehşetin boyutunu gözler önüne serdi:

"Evde Üşüdüğümüz ve Korktuğumuz İçin Botla Yatardık" "Biz onun babamız olduğunun farkında değildik. Eve aylarca gelmez, üç kuruş para atardı. Bir annenin çocuklarını botlarıyla yatırması korkunç bir şeydir. Neden botlarımızla uyuyorduk biliyor musunuz hakim bey? Evin tavanları rutubetti, hepimiz astım hastasıydık, soğuktan hastalanmayalım diye. Babam bizi normal bir şekilde darp etmezdi, kardeşimin üstüne araba sürerdi. Üniversiteyi kazandığım gün sevinmek yerine annemi ve beni feci şekilde dövdü. Ben üniversiteye yüzüm morarmış şekilde gittim. Onun ne insanlara ne hayvanlara merhameti vardı."

Avukat Ömer Faruk Çelik: "Meşru Müdafaadır, Bu Kadın 17 Ayda 30 Kilo Verdi"

Duruşma sonrası adliye önünde basına açıklamalarda bulunan sanık avukatı Ömer Faruk Çelik, adaletin tecelli etmesi için olayın meşru müdafaa sınırları içinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Çelik, müvekkilinin ve dışarıda korumasız kalan 5 çocuğun durumuna dikkat çekerek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına çağrıda bulundu:

"Çocuklar Bir İnşaat Boşluğunda Ölse Sorumlusu Kim Olacak?" "Müvekkilim Fatma Hanım hayatta kalabilmek, o gün öldürülmemek için bu eylemi gerçekleştirmek zorunda kalmıştır. Ortada ağır bir meşru müdafaa durumu vardır. Esas mağdur sanık sandalyesindeki bu kadındır. Müvekkil cezaevine girdiğinde 80 küsur kiloydu, sistematik şiddetin travmaları ve evlatlarının hasretiyle şu an 52 kiloya düştü, 17 ayda eridi. Planlı bir cinayet olsa canına minnet der, kilo vermezdi. Dışarıdaki 5 çocuk yapayalnız. Amcaları onlara düşmanlık besliyor ve bakmıyor. Yarın bu çocuklar bir inşaat boşluğunda sigortasız çalışırken başlarına bir iş gelse sorumluluğunu kim alacak? Devletimizin bu çocuklara acilen sahip çıkması gerekiyor."

İlk Duruşmadaki Kan Donduran Savunma: "Ağzıma Silah Soktu, Süpürge Borusuyla Bayılttı"

Fatma Adır’ın mahkeme kayıtlarına geçen ilk savunmasında, 23 yıllık evliliği boyunca uğradığı işkence benzeri şiddeti şu sözlerle anlatmıştı: "Eşim kumar oynar, kaybettiğinde hırsını bizden çıkarırdı. Çocukların saçlarını özenmiş diye boynuna basarak oturtup keser, çocuk 3 ay evden çıkamazdı. Beni daha önce elektrik süpürgesinin demir borusuyla bayılana kadar dövdü, parmaklarımı, kaburgalarımı kırdı. Ağzıma silah soktu, kafama silah dayadı. Boğazımı sıkıp bileğimi bıçakla kesti."

Olay gününü de anlatan talihsiz kadın, eşinin dükkana gelerek "Seni öldürmezsem adam değilim, gözlerine kan dolmuştu" diyerek üzerine saldırdığını, kendisini kapı önünde sıkıştırıp dükkandaki silahına doğru yöneldiği esnada, canını kurtarmak için silahı kutudan alıp hedef gözetmeksizin ateş etmek zorunda kaldığını ifade etmişti.

Kaynak: İHA