Mevcut sosyal güvenlik yasalarına göre, ilk sigorta başlangıç tarihi 1 Ekim 2008 öncesi olan vatandaşların hangi statüden (SSK, Bağ-Kur veya Emekli Sandığı) emekli olacağı, çalışma hayatlarının son dönemindeki prim dökümlerine bakılarak hesaplanıyor. Bu sistemin işleyişi şu şekildedir:
-
Son 7 Yılın Önemi: Kişinin geriye dönük son 2520 günlük (yaklaşık 7 yıl) fiili hizmet süresi incelemeye alınır.
-
1261 Gün Kriteri: Bu süre zarfında hangi sigorta koluna daha fazla prim ödemesi yapılmışsa (yani 1261 gün ve daha fazlası), çalışan o statünün emeklilik şartlarına tabi tutulur.
Özellikle kariyerinin son yıllarında kendi iş yerini açan, bir şirkete ortak olan veya kamu görevinden ayrılarak özel sektöre geçiş yapan kişiler, bu kuralı göz ardı ettiklerinde beklemedikleri bir şekilde emeklilik haklarını ertelemek zorunda kalabiliyor veya hedeflenenden çok daha düşük bir emekli maaşına hak kazanabiliyorlar.
Mağduriyetlere Karşı Yargı Yolu Açık
SGK, 2520 gün kuralını oldukça sıkı bir şekilde uygulasa da yargı organları bu konuda mağduriyet yaşayan vatandaşların lehine önemli kararlara imza atıyor.
Yargıtay ve yerel mahkemelerin verdiği emsal kararlara göre; eğer bir çalışan, geçmişteki bir statüsünde emeklilik için gereken sigortalılık süresi, yaş ve prim gün sayısı gibi şartları zaten eksiksiz olarak tamamlamışsa, daha sonraki yıllarda yaşanan statü değişiklikleri bu "kazanılmış hakkı" iptal edemiyor. SGK'nın red kararlarına karşı hukuki yollara başvuran vatandaşlar, açtıkları davalar sonucunda şartlarını önceden sağladıkları o avantajlı statü üzerinden emekli aylığı bağlatabiliyorlar.
Uzmanlardan "Planlamayı Ertelemeyin" Tavsiyesi
-
İş yeri açılışları, şirket ortaklıkları veya memuriyetten istifa gibi kritik kararlar alınmadan önce mutlaka profesyonel bir hesaplama yapılmalıdır.
Yanlış zamanda atılan tek bir imza veya eksik hesaplanan birkaç günlük prim, yıllarca beklenen yüksek emekli maaşı hedefini sekteye uğratabilir. Bu nedenle sigortalıların statü geçişlerinde azami dikkat göstermeleri gerekiyor.