Marmara Denizi’nde beklenen büyük depreme dair tartışmalar yeniden alevlendi.
Prof. Dr. Naci Görür ve Prof. Dr. Celal Şengör gibi isimler, Adalar Fayı’nın da kırılmasıyla birlikte 7.6 ila 7.7 büyüklüğünde bir deprem olabileceğini savunurken, bazı uzmanlar bu tahminlerin abartılı olduğunu düşünüyor.
Geçtiğimiz yıllarda farklı görüşleriyle gündeme gelen Jeoloji Mühendisi Şener Üşümezsoy, İstanbul’da maksimum 6.5 büyüklüğünde bir depremin beklenmesi gerektiğini dile getirmişti. Bugün ise bu tartışmaya Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden emekli Prof. Dr. Osman Bektaş dahil oldu.
“Deprem Tahminlerinde Bilimsel Güncellemeye İhtiyaç Var"
Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, beklenen Marmara depremine ilişkin tahminlerin geçmiş verilere dayandığını ve artık güncel verilerle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bektaş, 1766 yılında meydana gelen 7.2–7.4 büyüklüğündeki depremin yıkım etkisiyle hesaplandığını belirtti. Ayrıca 30 yıl içinde deprem olma olasılığını içeren tahminlerin, tarihsel verilerin istatistiksel analizine dayandığını hatırlattı. Ancak günümüz teknolojisinin sunduğu imkânlarla, bu tür varsayımların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savundu.

Creep Hareketini İşaret Etti
GPS, InSAR ve denizaltı akustik çalışmalara dikkat çeken Bektaş, bu verilerin Marmara Fayı’nın tam anlamıyla kilitli değil, kısmen kayma (creep) hareketi yaptığını gösterdiğini ifade etti. Bu durumun, beklenen depremin büyüklüğünü azaltabileceğine işaret eden Bektaş, maksimum 6.6 büyüklüğünde bir depremle karşılaşılabileceğini öne sürdü.
Marmara Fayı Tamamen Kilitli mi?
Beklenen İstanbul depreminin büyüklüğüyle ilgili belirsizliğin temelinde, Marmara Fayı’nın fiziksel durumu yatıyor. Bazı bilim insanları fayın “tamamen kilitli” olduğunu, yani enerji biriktirdiğini ve biriktiği bu enerjinin büyük bir depremle açığa çıkacağını düşünüyor. Bu görüşe göre olası bir kırılma, büyük bir yıkıma yol açabilir.
Ancak Bektaş’ın da aralarında bulunduğu bazı uzmanlar, yeni ölçüm tekniklerinin fay hattının bazı kesimlerinde kademeli kaymalar yaşandığını gösterdiğini söylüyor. Bu durum, bölgedeki gerilimin daha az birikmiş olabileceği ve dolayısıyla daha düşük büyüklükte bir depremin meydana geleceği ihtimalini güçlendiriyor.
Deprem Hazırlığı Devam Etmeli, Ancak Bilimsel Güncellemeler de Önemli
Uzamanlar ise depremin kaç büyüklüğünde olacağı tartışılsa da ortak bir gerçek olduğuna vurgu yapıyor. Marmara Bölgesi risk altında. İstanbul başta olmak üzere, bölgedeki şehirlerin altyapı hazırlıkları, bina dayanıklılığı ve afet yönetimi süreçleri hâlâ kritik önemde olduklarına dikkat çekmeye devam ediyor.





