Elini İstanbul’un üç ilçesine uzatan, adı son dönemde sıkça duyulan “Casperlar” suç örgütü hakkında yürütülen soruşturmada önemli bir aşamaya gelindi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, örgüte ilişkin 839 sayfalık iddianameyi tamamladı. İddianamede 145’i tutuklu toplam 223 kişi “şüpheli” sıfatıyla yer aldı. Belgede, örgüt üyelerinin karıştığı 116 ayrı eylem, bu eylemlerden etkilenen 154 mağdur, ayrıca örgüte atfedilen 7 cinayet olduğu bilgisi dikkat çekti.
Soruşturma dosyasında, örgütün Bahçelievler merkezli olmak üzere Küçükçekmece ve Bağcılar hattında “yağma”, “kasten yaralama”, “tehdit”, “uyuşturucu ticareti”, “fuhuş” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” gibi suçlara karıştığı öne sürüldü. Hazırlanan iddianame değerlendirilmek üzere Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Örgütün Lideri İsmail Atız: “Hamuş” Kod Adı Detayı Dosyada
İddianamede örgütün liderliğini İsmail Atız’ın yaptığı, yapının bir “aile grubu” görünümünde örgütlendiği belirtildi. Atız’ın Ş.A. ve P.A. ile birlikte örgütlenmede öncü rol üstlendiği bilgisi yer aldı. Örgütün özellikle Şirinevler bölgesinde uyuşturucu ticareti, yağma ve “tetikçilik” olarak tanımlanan silahlı eylemlerde etkinlik kazandığı anlatıldı.
Dosyada dikkat çeken başlıklardan biri de örgütün “güçlenme dönemi” oldu. İddianameye göre, 2008-2018 yılları arasında bölgede etkin olan U.T. isimli şahsın cezaevine girmesinin ardından Casperlar’ın sahada daha görünür hale geldiği değerlendirildi. Ayrıca, örgüt lideri Atız’ın “Hamuş” kod adıyla anıldığı, 31 Ağustos 2020’de Yenibosna’da Yusuf Demir’in öldürülmesine ilişkin soruşturmada sanık sıfatında bulunduğu bilgisi de dosyada yer aldı.
Bir başka önemli iddia ise örgütün yönetim ve planlamayı yurt dışından yürüttüğü. İddianamede, başta İsmail Atız olmak üzere bazı isimlerin firari olduğu ve eylemleri uzaktan yönettiği belirtildi.
“Yolunu Kaybetmiş Gençler Bul” İfadesi: Üye Kazanma Yöntemi Ortaya Kondu
İddianame, örgütün insan kaynağına nasıl ulaştığı konusunda da çarpıcı iddialar içeriyor. Savcılık, örgüt yönetiminin özellikle cezaevinden yeni çıkmış, ekonomik sıkıntı yaşayan ve barınma ihtiyacı bulunan kişileri para ve konaklama karşılığında bünyeye kattığını değerlendirdi. Bu sayede örgütün eylemlerde kullanılacak eleman bulmakta zorlanmadığı kaydedildi.
Dosyada, örgüt üyesi olduğu belirtilen Ö.A.’nın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler de yer aldı. Ö.A., örgüt yöneticisi olduğu öne sürülen “Dayı” lakaplı bir kişinin kendisini arayıp, “Bana yolunu kaybetmiş gençler bul” dediğini anlattı. Bu cümle, soruşturma dosyasında örgütün özellikle sorun yaşayan gençleri hedef alarak üye devşirdiği iddiasının altını çizen kritik bir ayrıntı olarak gösterildi.
İddianamede, örgüte yeni katılmak isteyen şüphelilerin kendi aralarında “kardeş” ve “yeğen” gibi ifadelerle tanımlandığı, yeni katılanların örgüt lideriyle görüştürülerek “kendilerini değerli hissettirdikleri” ve bağlılığın bu şekilde güçlendirildiği de aktarıldı.
Operasyonlarda Ele Geçenler: AK-47’ler, El Bombaları ve Polis Üniformaları
Soruşturma kapsamında farklı tarihlerde yapılan operasyonlarda ele geçirilenler ise iddianamenin en ağır bölümlerinden biri oldu. Dosyada yer alan bilgilere göre:
3 adet AK-47 uzun namlulu otomatik tüfek
1 adet MP-5 tam otomatik tabanca
3 adet seri atım aparatlı tam otomatik tabanca
64 adet tabanca
2 bin 976 adet fişek
74 adet şarjör
2 adet el bombası
12 adet balistik çelik yelek ele geçirildi.
Bununla da sınırlı kalınmadı. Operasyonlarda polis yeleği, kelepçe, polis rozeti ve çok sayıda polis üniforması da bulunduğu belirtildi. Bu detay, örgütün yalnızca silahlı suçlara değil, aynı zamanda “kimlik ve kıyafet kullanarak yanıltma” gibi daha geniş kapsamlı yöntemler denemiş olabileceği ihtimalini de gündeme taşıdı.
Hazırlanan iddianamenin, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nde değerlendirilmesinin ardından davanın önümüzdeki günlerde takvime girmesi bekleniyor.