Sarı metalin ateşi sönmüyor, fiyatlar her gün yeni bir rekora uyanıyor. Haliyle vatandaşın altına erişimi de her geçen gün zorlaşıyor. Bu zorluk, piyasada "mini altın" pazarını büyüttü. Ancak finansal okuryazarlık penceresinden bakıldığında, 1 gramın altındaki parçalı alımlar mantıklı bir yatırım aracı olmaktan çıkıyor. Kuyumcular, özellikle gençlerin ve ilk kez altın alacakların bu hataya sıkça düştüğünü belirtiyor.
NEDEN 'GRAM'DA ISRAR EDİLMELİ?
İşin matematiği basit: Bir külçe altını 10 parçaya bölmekle, 100 parçaya bölüp paketlemenin maliyeti aynı değil. 0,10 gramlık bir altında, ürünün kendisinden çok ambalajı ve sertifikası maliyet tutuyor.
Siz bunu kuyumcuya geri götürdüğünüzde, kuyumcu ambalajı değil, içindeki saf altını tartıyor. Aradaki o fahiş fark, yatırımcının cebinden çıkmış oluyor. Standart 1 gramlık (24 ayar) veya 22 ayar bilezik gibi ürünlerde ise işçilik minimum seviyede olduğu için, değer kaybı yaşanmıyor.
DARPHANE BASIMI OLMAYAN ÜRÜNE DİKKAT
Piyasadaki bir diğer risk ise güvenilirlik. 0,10 gram gibi çok küçük parçalar genellikle Darphane tarafından basılmıyor. Özel rafinerilerin ürettiği bu ürünler, "hediyelik eşya" statüsünde görülebiliyor.
Bu durum, altını bozdurmak istediğinizde her kuyumcunun aynı fiyatı vermemesine veya ürünü almak istememesine yol açabiliyor. Uzmanlar, "Yatırımcıysanız maceraya girmeyin; bilinen, her yerde geçen, işçiliği en az olan ürüne, yani gram veya cumhuriyet altınına odaklanın" uyarısını yineliyor.



