Şehir içi ulaşımda sağladığı hareket kabiliyeti ve ekonomik yakıt tüketimi, motosikleti son yılların en popüler ulaşım aracı haline getirdi. Özellikle otomobil sürücülerine tanınan düşük hacimli motor kullanma yetkisi, binlerce vatandaşın iki tekerlekli dünyaya adım atmasını sağladı. Ancak bu geçiş süreci, mevzuatın tam olarak kavranamaması nedeniyle sahada çeşitli aksaklıkları da beraberinde getirdi. Trafik denetimlerinde birçok sürücünün, yasal prosedürleri tamamlamadan direksiyon başına geçtiği gözlemleniyor. İ
Eğitim süreci muafiyet tanımıyor
Mevcut düzenleme, A1 veya A2 sınıfı ehliyetine sahip olmayan ancak 125 cc motosiklet kullanmak isteyen tüm B sınıfı ehliyet sahiplerini kapsıyor. Bu kapsamda olan sürücülerin, belirlenen saatlerde direksiyon eğitimi alması yasal bir zorunluluk. "Ehliyetim zaten var" düşüncesiyle bu eğitimi pas geçen sürücüler için herhangi bir ayrıcalık tanınmıyor. Eğitim almayan kişilerin bu araçları kullanması doğrudan kural ihlali kabul ediliyor.

Kayıtlar PolNet üzerinden sorgulanıyor
Sadece kursa gidip eğitim almak, yasal yetki kazanmak için tek başına yeterli değil. En az eğitim kadar kritik olan bir diğer nokta ise bu verinin emniyet sistemlerine aktarılması. Trafik ekipleri yol kontrollerinde ehliyet kartındaki sınıftan ziyade, PolNet üzerindeki güncel kayıtları esas alıyor. Eğer tamamlanan eğitim resmi makamlarca sisteme işlenmemişse, sürücü kursu belgeleri tek başına geçerlilik sağlamıyor. Bu durumdaki sürücüler "yetkisiz" kabul edilerek idari yaptırımlara maruz kalabiliyor.
Sürücülere "otomatik hak" uyarısı
Emniyet birimleri ve sürücü kursu temsilcileri, sürecin kendiliğinden işlemediğinin altını çiziyor. "Ehliyetim olduğu için hakkım otomatik tanımlanıyor" algısının yanlış olduğunu vurgulayan yetkililer, başvuru ve kayıt sürecinin takibini bizzat sürücülerin yapması gerektiğini belirtti. Denetim mekanizmasının yeni yılla birlikte daha da sıkılaşacağı ifade edilirken, kurallara uymayanlara yönelik taviz verilmeyeceği kaydedildi.


