30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla Osmanlı Devleti fiilen sona ermiş, işgaller başlamıştı. Mustafa Kemal Paşa, ordusunun lağvedilmesinden sonra İstanbul’a giderek “milli direniş” fikrini hayata geçirmeye çalıştı. Ancak İstanbul’daki ortam, milli bir direnişi örgütlemek için elverişli değildi. Burada başarılı olamayınca, 9. Ordu Müfettişi göreviyle Samsun’a geçti. Gelişmeleri yerinde değerlendiren Paşa, çok daha erken bir tarihte, 1919 Şubat ayında Ankara’nın bu direnişin merkezi olması gerektiğini yakın çevresiyle paylaşmıştı.
Ankara’nın adım adım merkezleşmesi
Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’daki teşkilatlanması hız kazanırken, 20. Kolordu’nun Ankara’ya kaydırılması ve başına Ali Fuat Paşa’nın getirilmesi stratejik bir hamleydi. Ankara, hem haberleşme hem de ulaşım açısından güvenli bir üs hâline geldi. Erzurum ve Sivas kongrelerinin ardından şehir, adeta “hareket üssü”ne dönüştü. İstanbul Hükümeti’nin bu gelişmeleri engelleme çabaları Ankara üzerinden sonuçsuz kalınca, başka yollar denenmeye başladı. Ancak bu çabalar da Ankara’daki direnişi kıramadı.
Ankara halkı, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında hızla örgütlenmiş, milli fikirler yerel basın ve halk toplantılarıyla yayılmıştı. Vali Muhittin Paşa’nın tutuklanarak yerine Yahya Galip Bey’in vali vekilliğine getirilmesiyle birlikte şehirde tam anlamıyla milli bir idare kurulmuştu.
27 Aralık 1919
Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye üyeleri, 27 Aralık 1919 sabahı Ankara’ya ulaştı. Şehir adeta bir bayram yerine dönmüştü. Binlerce kişi sabahın erken saatlerinden itibaren Çankaya, Dikmen, Hacı Bayram çevresinde toplanmış; dualar okunmuş, davul-zurna eşliğinde halk coşkuyla karşılamaya hazırlanmıştı. Zeybekler ve seymenler en ön safta yer aldı. Mustafa Kemal Paşa, seymenlerle tokalaşmış, “Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik” sözlerini duyunca “Var olun yiğitler!” diyerek duygularını ifade etmişti.
İstasyonda İngiliz ve Fransız askerlerinin varlığı dikkat çekmişti. Buna rağmen halk, açıkça Paşa’ya desteğini göstermişti. Hacı Bayram Camii’nde yapılan dini merasimin ardından Hükümet Konağı’na geçen heyet, burada coşkulu kalabalığa hitap etti. Mustafa Kemal Paşa, “Bizi sizin gibi fedakâr ve cesur halkımız kurtaracaktır” diyerek halk iradesini merkeze alan mesajını verdi.
Ankara: Direnişin karargâhı
Mustafa Kemal Paşa, 118 gün boyunca Ziraat Mektebi’nde kaldı. Burada oluşturulan telgraf merkezi ile yurt genelinde haberleşme sağlandı. 28 Aralık 1919’da Ankara eşrafına verdiği konferansla gelişmeleri anlattı. İstanbul’daki mebuslar da Ankara’ya uğrayarak Paşa ile görüştü.
Bu süreçte Ankara büyük maddi fedakârlıklar yaptı. Yangınlarla harap olmuş şehir, sıtma ve yokluk içinde olmasına rağmen 900 binden fazla liralık kaynakla Milli Mücadele’yi destekledi. Gazeteler, irşat heyetleri ve cemiyet çalışmalarıyla Ankara halkı seferber oldu.
Meclis’in açılmasıyla başkentlik süreci
16 Mart 1920’de İstanbul’un işgali sonrası, Meclis-i Mebusan kapatıldı. Bu olay Ankara’nın merkez rolünü daha da belirgin hâle getirdi. Mustafa Kemal Paşa, “olağanüstü yetkili bir Meclis”in Ankara’da açılacağını duyurdu. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Ankara sadece fiilî değil, siyasî olarak da başkentlik misyonunu üstlendi.
Atatürk’ün ifadeleriyle Ankara’nın önemi
Mustafa Kemal Paşa, ilerleyen yıllarda Ankara’nın bu süreçteki rolünü şu sözlerle özetledi:
“İstiklâl Mücadelesi tarihinde Ankara namı en aziz bir mevkii muhafaza edecektir... O zaman gösterdiğiniz bu vatani cesaret sayesinde ecnebi müdahalesi ile İstanbul’da kapatılmış olan Meclis-i Mebusan daha vasî bir salahiyet ve şanı milliyet layık bir istiklâl ile Ankara’da açmak mümkün oldu...”





