konak
ozturk group
KENT YAPI
Breau
cagingoz
KIRALIK IS MERKEZI
ekomini
ARIGUN MOBILYA
Kızılkaya

Güncel

"Susmanın, hoşgörünün, nezaketin erdemi"

Ötekileşen ya da ötekileştiğini düşünen kesimlerin, karşılaşılan siyasi tavırları görebilmeleri, günlük yaşantılarına olan etkileri yanında yerel ve ulusal anlamda oluşturulan siyasi söylemlerle de be

6 Aralık 2013 Saat: 14:51
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu haber 175 kez okunmuştur

"Susmanın, hoşgörünün, nezaketin erdemi"
"Susmanın, hoşgörünün, nezaketin erdemi"

Ötekileşen ya da ötekileştiğini düşünen kesimlerin, karşılaşılan siyasi tavırları görebilmeleri, günlük yaşantılarına olan etkileri yanında yerel ve ulusal anlamda oluşturulan siyasi söylemlerle de belirir.

Bazen de kendinden olduğunu, “beraber” olduğunu hissetmek yerine, değişik sebeplerle ve farklı beklentilerle de olsa örgütler arasında bile ötekileştirilenler de olur…

Şimdiye kadar, her ne kadar tercihleri horlansa ve aşağılansa da, halkımızın kendisini “öteki” sınıfına sokanlara karşı verdiği cevapların şekli, seçim sandıklarında hep görüldü..görülür de.

Eskiden siyasi partilere olan ideolojik ve körü körüne bağlılık yerine, günümüzde daha farklı farkındalıklara neden olunmaktadır.

Bu farkındalıkların en başında, ekonomik ve sosyal yaşam koşullarındaki olumlu değişiklikler, alışılagelmiş düzenler ve statükocu anlayışların yerine, sivil siyasetin giderek artan gücü ile güçlenen sivil devlet anlayışı gelmektedir..

Artık siyasetimize layık görülen “Bu ülkede demokrasi geçerlidir...istediğinizi söylersiniz ama söyleneni yaparsınız” düşüncesinden uzaklaşmanın zamanı geçiyor...

Peki, mevcut gelişmelerde aksama, yanlışlık yok mu? Elbette ki vardır..!

Ancak, çok partili siyasal sisteme geçildiğinden buyana geçen yaklaşık yetmiş yılda, altmış birinci hükümet ile ortalama her yıl bir hükümet kurmak durumunda bırakılan, siyaset kurumunun ve siyasetçilerin yetişmesine imkan tanımayan sisteme rağmen, gelinen bu nokta, gelecek için daha güçlü ve ümit vadeden bir gelişme olduğunu da hatırlamakta yarar var…

Dolayısıyla alışılmış siyaset(!) tavırlarındaki olumsuzluklar bile, gelecek adına ümit aşılayan örnekler olarak, siyaset bilimi açısından bile not edilecek ve zamanı geldiğinde gerekirse isim isim kullanılacaktır…!

Güçlü bir Türkiye yaratılması ve ülkemiz demokratik yaşamının daha da ileri noktalara taşınmasının sağlanması için, uluslararası siyaset sahnesinde yaşanmakta olan siyasi oyun ve eylemleri önceden okuyup, görüp, önlemlerini alabilecek, yerel ve ulusal siyasette gerektiği şekilde stratejiler üretebilecek ve geliştirebilecek, yerel yönetimlerle destekleyebilen kadrolar da hazırlanmalıdır…

* * *

Toplumlarda bazı insanların işi gücü gevezelik etmektir..Böyle kişiler herkesle münakaşaya ve münazaraya girer, yerini, zamanını ve mekanını dahi hesap etmeden hep konuşurlar, daima konuşurlar...

Her insan konuşmayı ve susmayı yerine ve zamanına göre en güzel şekilde ayarlamasını bilmelidir.Özellikle toplumları yönlendirmek ve idare etmekle vazifeli olanlar, ya da bu yoldaki mücadele içinde bulunanlar…

Atalarımız: "çok söz yalansız, çok para da haramsız olmaz." demiştir.Bir çoğumuzun bildiği üzere şöyle güzel bir ifade de vardır Türkçemizde: "Bilirsen güzel kelam söyle ibret alsınlar, bilmezsen sükut eyle adam sansınlar."

Bazı kesimler siyaseten “hem kel hem fodul”...Ama ne kelliğinin farkında, ne de fodulluğunun..Sanki geçmişi çok düzgün, başarılı birisiymiş gibi davranmaya, kendisinin onca kusuru ve yeteneksizliğine rağmen hala dürüstlük, üstünlük taslaması karşısında ne denilebilir ki başka?

Öfke, şüphe, huzursuzluk, belirsizlik yaymaya çalışan, çok konuşan, eşitsizlik ve fırsatsızlık yaratanlardan susmanın erdemini öğreniyoruz.Söylüyoruz, anlamıyorlar..Yazıyoruz, anlamıyorlar..Susuyoruz, yine de anlamıyorlar..

Her türlü bağnazlıklara, kişisel menfaatlerin örgütsel menfaatlerden üstün tutulmasına, toplumsal gelecekten ziyade kişisel gelecek hesapları yapılmasına rağmen, hoşgörünün erdemini de öğreniyoruz.Söylüyoruz, anlamıyorlar..Yazıyoruz, anlamıyorlar..Susuyoruz, yine de anlamıyorlar..

Kaba üslupları, samimiyetsizlikleri, sahte dostluk ve gülücükleri, kabadayı gibi söylemleri, karşısındakini aptal yerine koyan tavırları, bıkkınlık veren sızlanmaları sayesinde, nezaketin erdemini de öğreniyoruz.Söylüyoruz, anlamıyorlar..Yazıyoruz, anlamıyorlar..Susuyoruz, yine de anlamıyorlar..

Biz de tabiî ki de, “Susmanın”,”Hoşgörünün”,”Nezaketin” Erdemini onlardan öğreniyoruz diye, Halil Cibran’ın sözlerini onaylarcasına kendilerine şükran duyguları besleyecek değiliz ya...

Son Söz;

“Bırakın gençler dünyayı düşledikleri gibi görsünler, büyüdükçe nasıl olsa olduğu gibi görecekler.”

“Bir çok gerçek vardır ki; herkese söylenemeyecek gibi, her zamanda ağza alınmazlar“ Voltaire

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haberleri Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız