konak
ozturk group
KENT YAPI
Breau
cagingoz
KIRALIK IS MERKEZI
ekomini
ARIGUN MOBILYA
Kızılkaya

Güncel

Stratejik Teoriler

Gelecek hesabı olmayan ve sadece günü geçiştirmeye çalışanların yer aldığı bir siyaset, hem yerelde hem de ülke siyasetinde olması gereken yönetim şekillerinden mahrum bırakır toplumları. Sonuçlarının

5 Ekim 2013 Saat: 17:38
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu haber 124 kez okunmuştur

Gelecek hesabı olmayan ve sadece günü geçiştirmeye çalışanların yer aldığı bir siyaset, hem yerelde hem de ülke siyasetinde olması gereken yönetim şekillerinden mahrum bırakır toplumları.

Sonuçlarının ağırlığını hissetmek neredeyse imkansız gibidir.Kentleri yönetenlerin başarılarını sadece yapılanlarla değerlendirmek bir yana, başka kentlerde verilen hizmetler ve yapılan yenilikler toplumların değerlendirme sınırları içine girdiğinde “başarı” olanca açıklığıyla görülebilir aslında…

Ülke genel siyasetini de benzer şekilde tarihi geçmişi ile değerlendirmek, geleceğe giden yolda belirlenmesi gereken stratejileri de daha etkin bir hale büründürebilir.Ancak doğru strateji, doğru uygulama ile ve ihtiyaç olduğunda “strateji revizyonu” da yaparak daha kalıcı olabilir sanırım…

Dışişleri Bakanı Sayın Prof.Dr.Ahmet Davutoğlu’nun, “Stratejik Derinlik” isimli eserinden yola çıkarak ve yine bir başka konuya değinerek sizlere aktarmaya çalışacağım bu yazımda.

* * *
Stratejik Teori Yetersizliği

“Türk dış politikasının en önemli zaaflarından birisi stratejik ve taktik adımların tutarlı bir teorik çerçeve içinde terkip edilememiş olmasıdır…

Kurumsal ve Yapısal Arkaplanda; Dış politika yapımının siyasi ve bürokratik sorumluluğunu üstlenen Dışişleri Bakanlığı, bu sorumluluğun doğal sonucu olarak stratejik analiz, yorumlama ve alternatifler oluşturma konularında merkezi bir konuma sahiptir.

Dış politika yapımının bürokratik niteliğinden kaynaklanan günlük işleyişin rutin ritminin geniş kapsamlı ve derinlikli stratejik analiz çabasının önüne geçmesi sonucu, Dışişleri Bakanlıklarının siyasi ve bürokratik niteliği alternatif bakış açılarını da ihtiva eden farklı teorik çerçevelerin ortaya konmasını olumsuz yönde etkileyebilmektedir…

Tekdüzeleşmiş ve resmileşmiş strateji analizleri kendi kendini sınırlayan bir kısır döngüye dönüşebilir.Bu resmi yaklaşımın ideolojik bir çerçeve ile bütünleşmesi ise bu kısır döngüyü statik bir açmaz ile sonuçlandırabilir…

Sovyet dış politika yapımının tek düzeliği, değişik kaynaklardan beslendiği için farklı senaryolara açık Amerikan dış politika yapımının esnekliği karşısında tutunamamıştır…

Bizdeki Stratejik Araştırmalar Merkezi, insan unsuru gerekse altyapısı açısından son derece sınırlı kalmaktadır.(Acaba, şimdiki stratejik planlamalarda bu hususta eksik görülenler giderildi mi? Öyle ki, hala düşünce kuruluşlarının ağırlığı görülmüyor, esameleri okunmuyor gibi..!)

Siyasi partilerin kendi bünyelerini, rutin güncel siyasetin ötesinde kalıcı ve uzun dönemli çabalara zemin teşkil edecek şekilde yapılandırmaları ve bir anlamda siyaset ve diplomasi okulu hüviyetine bürünmeleri gerekmektedir.

(Bence, mevcut “Siyaset Akademisi/Okulu” uygulamaları, parti ve ideoloji ayırt etmeksizin, siyaset kurumunun müşterekleri ile oluşturulabilecek ve yasal zemine sokulacak bir düzenlemeye alınmalıdır.Nasıl ki, Harp Akademisi, Adalet Akademisi, TODAİ gibi kuruluşlarımız, bürokratik ve oligarşik yönetimlerin yetişmesinde etkin bir şekilde eğitimlerini sürdürüyorlarsa, sivil yönetimlerin yolu olan siyasi partilerin ve yöneticilerinin de artık bir an önce benzer bir şekilde gerçek bir akademi haline bürünecek kurumlarda gelişmeleri, yetişmeleri sağlanmalıdır.)

Hiçbir hazırlık döneminden geçmemiş muhalefet kadrolarının (bence iktidarı da buraya katmalıyız!) siyasi gücü kullanma imkanına kavuşmaları ile bürokratik kadrolar ile siyasi irade arasındaki iletişimi bozarak dış politika yapım sürecini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Türkiye’de gözlenen stratejik teori yetersizliği aynı zamanda siyaset teorisyenleri ile siyaset yapımcıları arasındaki kurumsal kopukluğun da bir işareti sayılmalıdır...”

(Davutoğlu, kitabında siyaset yapımcılarını “bürokratlar” ve “diplomatlar” olarak değerlendiriyor.)

* * *

Görüldüğü gibi bugünkü iç ve dış siyasetimizin sorunlarının temelinde, teorisyen ve vizyoner düşünce ürünlerinin eksikliği dile getiriliyor.

Alışılagelmiş siyaset ve siyasetçi profilinin kendini yenilemesi, yetiştirmesi ve geliştirmesi, sadece söylemlerle değil, artık uygulamalarla da kendini göstermelidir.

Siyaseti olumsuz söylemlerden arındırarak, pozitif düşüncelerle kaplamak, partilerin içlerinde ve dışlarında yer alan siyasetçilerin ortak sorumluluğu haline gelmelidir…!

Bize düşen ise şimdilik, aynı zamanda hem kişisel, hem örgütsel, hem de toplumsal teorisyenlerin yetişmesine katkı sunabilmek…

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haberleri Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız