konak
ozturk group
KENT YAPI
Breau
cagingoz
KIRALIK IS MERKEZI
ekomini
ARIGUN MOBILYA
Kızılkaya

Siyaset

Öncelikli olan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği

Başbakan Davutoğlu, "Öncelik vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği. Özgürlüklerimizin genişletilmesi bu güvenlikte bir bütünlük teşkil eder" dedi.

1 Aralık 2014 Saat: 13:21
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu haber 392 kez okunmuştur

Öncelikli olan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği
Öncelikli olan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği

Başbakan Ahmet Davutoğlu, iç güvenlik reformu paketine ilişkin, "Kim ne derse desin bizim için öncelikli olan vatandaşlarımızın can, mal güvenliğidir. Aynı şekilde özgürlüklerimizin genişletilerek kullanılması bu güvenlikte bir bütünlük teşkil eder. Özgürlük ve güvenlik birbirini tehdit eden, birbirinden ayrı düşünülebilecek şeyler değildir" dedi.

Davutoğlu, televizyonlarda "Yeni Türkiye Yolunda" adıyla yayınlanan halka seslenişinde, son bir ayda gerçekleştirdikleri çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

Ekonomide dengeli ve sağlıklı büyümeyi temin etmek, reel sektörü teşvik etmek üzere dokuz önemli yapısal dönüşüm programını ilan ettiklerini belirten Davutoğlu, gelecek ay ilan edecekleri 8 makroekonomik reform dönüşüm programı ve 8 sosyal içerikli programla toplamda 25 sektörel dönüşüm programını tamamlamış olacaklarını bildirdi. Davutoğlu, bu 9 dönüşüm programıyla bir taraftan ithalata olan bağımlılığı azaltmayı, diğer taraftan enerjiden ulaşıma, sağlıktan turizme kadar çok geniş bir alanda reel sektörü destekleme amacını güttüklerini ifade ederek, bu 9 programda 457 eylem programını hayata geçirmeye kararlı olduklarını vurguladı.

Başbakan Davutoğlu, 6-7 Ekim'de yaşanan olaylar sonrasında edindikleri tecrübelerin özgürlük-güvenlik dengesinde yeni bir uyumun sağlanması ihtiyacını gösterdiğine dikkati çekerek şöyle devam etti:

"Bu sebeple 6-7 Ekim olaylarının hemen arkasından kapsamlı bir iç güvenlik paketini hazırlamaya koyulduk. Bu iç güvenlik reformu paketinin içinde bir taraftan vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran ve birçok bürokratik işlemi neredeyse sıfıra indiren ve nüfus işlemlerinden pasaport alımlarına kadar çok geniş bir alanda vatandaşlarımızın doğrudan müracaatına bile gerek olmadan en temel hizmetleri görebileceği bir devrim mahiyetinde adımlar attık.

Bu çerçevede özellikle maske takmanın, molotofkokteyli atmanın tüm gösterilerde tamamıyla ortadan kalkması için çok geniş çaplı yasal düzenlemelere gidiyoruz. Kim ne derse desin bizim için öncelikli olan vatandaşlarımızın can, mal güvenliğidir. Aynı şekilde özgürlüklerimizin genişletilerek kullanılması, bu güvenlikte bir bütünlük teşkil eder. Özgürlük ve güvenlik birbirini tehdit eden, birbirinden ayrı düşünülebilecek şeyler değildir. Biz, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak her zaman bu özgürlük-güvenlik dengesinin uyumunun sağlanması yönündeki çabalarımızı sürdüreceğiz."

"Neşter atma zamanı gelmişti"

İç güvenlik reformunu neredeyse destekler anlamda ve onunla birlikte düşünülebilecek bir başka reform alanının iş güvenliğiyle ilgili yaptıkları çalışmalar olduğunu anlatan Davutoğlu, "Maalesef Ermenek'te son olarak yaşadığımız maden kazası sonrasında, daha önce büyük bir acıyla hatırladığımız asansör kazalarından sonra, artık bu konuya da neşter atma zamanı gelmişti ve bu neşteri atıyoruz" dedi.

Davutoğlu, "12 Kasım'da açıkladığım iş güvenliği paketiyle bundan sonra özellikle madenlerde ama bütün iş hayatında çok sağlam güvenceler altında işçilerimizin, emekçilerimizin, alın teriyle evine helal lokma götürmek isteyen bütün kardeşlerimizin iş güvenliği şartlarını iyileştirmeye kararlıyız" ifadesini kullandı.

Uyuşturucuyla mücadele

Geçen hafta bütün toplumu ilgilendiren insani ve ahlaki bir sorumluluk gerektiren Uyuşturucuyla Mücadele Şurası'nı topladıklarını anımsatan Davutoğlu, uyuşturucuyla mücadele konusunda yepyeni bir döneme ve stratejik anlamda bu meseleyi ele aldıkları son derece kararlı bir yeni aşamaya gelmiş bulunduklarını belirtti.

Başbakan Davutoğlu, uyuşturucuyla mücadelenin bir süreç yönetimi gerektirdiğine dikkati çekti.

Bütün kurumların işbirliğiyle sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla öncelikle Türkiye'de bir uyuşturucuyla mücadele haritası ortaya koyacaklarını bildiren Davutoğlu, daha sonra koruyucu tedbirler anlamında kapsamlı kampanyalar ile toplumsal bilinçlendirme çalışmaları yürüteceklerini söyledi. Bu çerçevede, özellikle okullar ve okul çevrelerinde ek tedbirler alacaklarını kaydeden Davutoğlu, "Bizim için uyuşturucu taciriyle terörist arasında hiçbir fark yoktur. Terörist bir nesli tehdit eder uyuşturucu taciri nesilleri tehdit eder" diye konuştu.

Son yaptıkları düzenlemelerle uyuşturucu tacirlerine dönük alacakları tedbirlerin, terörle mücadele kapsamında aldıkları tedbirlerle birebir aynı olacağını aktaran Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Uyuşturucuyla mücadele konusunda destek rolü üstlenecek bir danışma hattı kuracağız. Bu destek hattını hemen takip eden aşamada ilk adım merkezleri kuracağız. İlk adım merkezleri narko timlerle desteklenecek. Narko timden kastımız her bir mahallede gençlerden oluşan, psikologlardan oluşan o mahallenin kanaat önderlerinden oluşan ekipler oluşturulacak."

Başbakan Davutoğlu, kasım ayında Ankara'da bütün kurumların işbirliği, bakanlıkların çalışmalarıyla reform çalışmalarını sürdürürken, diğer taraftan da 10'u aşkın ili gezerek vatandaşlarla kucaklaştıklarını anlattı.

Bursa'ya giderek, 720 milyon liralık büyük hizmet projelerini hayata geçirmenin yanında, Bursa'da işadamlarıyla birlikte sektörel dönüşüm programlarının ilk istişarelerini yapma imkanı bulduklarını dile getiren Davutoğlu, Türkiye'deki önemli ihracat üstlerinden biri olan Bursa'da bu yapısal dönüşüm programlarının uyandırdığı heyecanı görmekten de büyük bir mutluluk duyduklarını söyledi.

Davutoğlu, Nevşehir'de de Muharrem ayında Hacı Bektaşi Veli'de, Alevi Bektaşi vatandaşlarla kucaklaştıklarını, "Hak Muhammet Ali" diyerek aynı sofraya oturduklarını, aşure dağıttıklarını ve vatandaşlarla bu mübarek ayı birlikte idrak ettiklerini dile getirdi. Orada, Türkiye'nin bütün vatandaşlarının eşit haklara sahip olduğu gerçeğinden hareketle Alevilerin sorunlarıyla ilgili kanaatlerini son derece samimi bir şekilde paylaştığını anlatan Davutoğlu, şunları belirtti:

"Orada gördüğüm muhabbetten 'Ali Mihman' diyerek bizi kucaklarına basan, bağırlarına basan kardeşlerimizin gözlerinde gördüğüm ışıltıdan çok etkilendim ve hala o ışıltıyı her an gözlerinin içinde hissediyorum. İstanbul'a geçtik. İstanbul'da sadece kongrelerimize katılmadık aynı zamanda İstanbulumuzun ulaşım hatlarında devrim mahiyetindeki bir halkayı tamamladık. Yenikapı-Aksaray arasındaki metro bağlantısıyla Kartal'dan Yenikapı'ya, Yenikapı'dan Hacıosman'a ve diğer taraftan Başakşehir'e kadar giden üç kanatlı metro hatlarını birbirlerine irtibatlandırdık. İstanbulumuz yerin altından tam bir entegre projeye birbirine kenetlenmiş oldu."

"Türkiye'nin her yerinde demokrasiyi egemen kılma mücadelemiz sürecek"

Başbakan Davutoğlu, Bu ayın ikinci yarısında doğu illerini ziyaret ettiğini, önce Patnos'a gittiğini, ziyarette, hem oradaki vatandaşlarla kucaklaşma hem de 6-7 Ekim olaylarında "vandalizmle" zarar görmüş başta belediye binası olmak üzere diğer binaların son durumlarını bizzat inceleme fırsatı bulduğunu aktardı.

Ziyarette millete şu mesajı verme imkanı bulduğunu belirten Başbakan Davutoğlu, "Kimler ne planlar içinde olurlarsa olsunlar Türkiye'nin her yerinde demokrasiyi, milli iradeyi egemen kılma mücadelemize devam edeceğiz. Onlar tahrip etmeye çalışırken biz inşa etmeye devam edeceğiz. Onlar vatandaşlarımız arasında birtakım ayrımlar ortaya koymaya çalışırken biz vatandaşlarımızın gönülleri arasında köprüler inşa etmeye devam edeceğiz" diye konuştu.

Patnoslulara bir kez daha muhabbetlerini sunduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları söyledi:

"6-7 Ekim olaylarında gösterdikleri direnç, kararlılık ve demokrasiye bağlılık ülkemizin en önemli güç kaynağıdır. Patnos'tan Erzincan’a, can Erzincan'a geçtik. Etrafı dağlık ortası bağlık Erzincan'dan vatandaşlarımızla buluştuk. Erzincanımızın vatandaşlarımızla buluştuk Erzincanımızın projelerini onlarla paylaştık. Özellikle Sivas-Erzincan hızlı tren projesi başta olmak üzere Erzincanımıza yeni bir devlet hastanesi sözünü de vererek Erzincanımıza gösterdiğimiz önemi bir kez daha ortaya koymuş olduk.

Erzincan'dan Tunceli'ye geçtik. Oradaki kardeşlerimizin bize gösterdiği muhabbet hafızalarımızdan hiç silinmeyecektir. Hacı Bektaş'tan sonra Tunceli'de de Alevi vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgili kanaatlerimizi paylaştık. Tunceli Üniversitesinde bir konferansta yeni Türkiye'nin temel esaslarını kardeşlik etrafında ortak tarih bilinci ortak istikbal bilinci etrafında nasıl düşündüğümüzü Tuncelili kardeşlerimizle paylaştık.

Tabii Tunceli ziyaretimizin en önemli ayağı cemevine yaptığımız ziyaret oldu. Orada kardeşlerimizin Ali Mihman diyerek Hak Muhammet Ali diyerek bizi bağırlarına basması cemevinde gösterilen muhabbetin gönülden gönüle akan bir kardeşlik seli oluşturması yine bu ülkenin en büyük kaynağının insan kaynağı olduğunu bu insan kaynağının dayandığı temel zemininde ortak tarih bilinci olduğunu bir kez daha bize gösterdi. Buradan Tuncelili kardeşlerime de bir kez daha selam ediyorum."

Suruç ziyareti

Davutoğlu, daha sonra ziyaret ettiği Şanlıurfa Suruç'ta Kobani'den gelenlerle buluştuğunu belirterek, "Kobani’den gelen kardeşlerimizin Suruç'ta kardeşçe nasıl karşılandıklarını görmek bana bu milletin alicenaplığı konusunda bir kez daha güven hissi verdi" diye konuştu.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Orada bir çadırda birbirini takip eden günlerde doğmuş üç Kobanili bebeğin hikayesi hepimiz için aslında son derece öğretici bir tecrübeydi. Bu üç bebeğe de anneleri AFAD ismi vermişlerdi. Buradan mültecilerle ilgili konularda sınır boylarımızda ve dünyanın her yerinde mazlumların, mağdurların, gariplerin dostları olan AFAD yetkililerine teşekkürü bir borç biliyorum. Allah bu devlete ve bu millete zeval vermesin. Öyle güç ve şefkat versin ki bize gelen bize ulaşan hangi etnik ve mezhebi kimlikten olursa olsun herkes bu topraklarda emniyet bulsun, barış bulsun, huzur bulsun.

Dün ve bugün de dört ilimizde doğuda ve batıda dört ilimizde kardeşlerimle kucaklaştık. Erzurum'da ve Kars'ta cumartesi günü, Pazar günü yani bugün de Balıkesir ve Kırklareli'ne gittik. İnşallah bundan sonra başbakanlık görevini aldıktan sonra verdiğim sözü tutarak hafta sonlarını yurtiçi seyahatlerle Türkiye'nin her bir köşesinde vatandaşlarımızla kucaklaşarak geçireceğim. Doğu'nun kalesi Erzurum'da vatandaşlarımızla bir araya geldiğimizde Erzurum Kongresi'nin istiklalimizin ilk ilan edildiği Erzurum Kongresi'nin hatıralarını yad ettik. Kars'ta havalimanının terminal binasını açtık ve ayrıca Kars'ta da yine vatandaşlarımızla Kars vilayetine getirmek istediğimiz hizmetleri paylaşma imkanı bulduk."

"Türkiye bir istikrar adası"

Daha sonra Balıkesir'e geçtiğini anımsatan Davutoğlu, "Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın Türkiye'nin bütün vilayetlerinde hayata geçirdiği 114 projeye ve tesisin açılışını yaptık. Trakyamızın güzel atmosferinde Kırklarelili vatandaşlarımızla hasbıhal etme imkanı buldum. Bütün vatandaşlarımıza bir kez daha gönül dolusu muhabbetlerimi iletmek istiyorum" dedi.

Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Dikkat ediniz, etrafımızda bir ateş çemberi varken Türkiye bir istikrar adası. Türkiye'de demokrasi kökleşiyor, ekonomik kalkınma küresel krize rağmen hızla ilerliyor ve en önemlisi vatandaşlarımızın arasındaki aidiyet bağları güçleniyor ve Türkiye yükselen bir güç olma niteliğinde birçok ülkenin gıptayla baktığı bir dönem yaşıyor.

Bu gıptayla bakma anlamında yaşadığımız bir tecrübe de Irak'ta oldu. Bu ay içinde Irak'a hiç unutamayacağımız bir ziyaret gerçekleştirdik. Bildiğiniz gibi Suriye ve Irak'ta son dönemde yaşanan gelişmeler bir taraftan Suriye rejiminin baskısı altında bunalan 300 bin kardeşimizin hayatını kaybettiği diğer taraftan da IŞİD terör tehdidi ile Suriyeli kardeşlerimizin büyük ıstıraplar yaşadığı bir dönemden geçiyoruz. Aynı IŞİD tehdidi Irak'taki kardeşlerimiz için de söz konusuydu. Ve Irak son yıllarda etnik ve mezhebi ayrımların ülke içinde ciddi sıkıntılar doğurduğu gerilimlerin tırmandığı bir dönem yaşadı.

Biz bütün dost ülkelerde olduğu gibi Irak'ta da hiçbir etnik ve mezhebi ayrım gözetmeden her bir akrabamızı, dostumuzu, komşumuzu, kardeşimizi bağrımıza basarız. Irakta seçimlerden sonra kurulan yeni hükümetin Başbakanı Sayın Abadi ile detaylı görüşmeler gerçekleştirdim. Ayrıca bu toplantıda bir süredir ara verdiğimiz yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyinin bir an önce hayata geçirilmesi konusunda prensip kararına vardık. İnşallah aralık ayı içinde Türkiye ile Irak arasında ortak kabine toplantısı mantığına dayanan yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyinin toplantısını gerçekleştireceğiz."

"Zaman aşan bir dostluk bağı"

Davutoğlu, "Bu dahi şunu ortaya koyuyor. Türkiye ile Irak arasında yaşanan konjonktürel sıkıntıların ötesinde zaman aşan bir dostluk bağı vardır. Ortak bir gelecek perspektifi vardır. Türkiye'nin ekonomi potansiyeli Irak'ın enerji potansiyeli bir araya geldiğinde Türkiye ile Irak el ele, inşallah geleceğe çok daha kararlı ve güçlü bir şekilde yürüyecektir" değerlendirmesini yaptı.

Bağdat'ta Başbakan İbadi dışında her etnik ve mezhebi gruptan, her siyasi gruptan liderlerle bir araya geldiğini belirten Davutoğlu, 'Türkmen kardeşlerimizin Meclis'teki temsilcileriyle Erşad Salihi başkanlığında bir araya geldik ve Irak'ta Türken kardeşlerimizin sorunlarıyla nasıl ilgilenebileceğimizi istişare etme imkanı bulduk" diye konuştu.

Bağdat'tan Erbil'e geçtiğini, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Sayın Mesut Barzani ve Başbakan Sayın Neçirvan Barzani ile her zaman olduğu gibi dostça, kardeşçe kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade eden Davutoğlu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin istikrar ve huzurunun Türkiye için hayati önem taşıdığını, son dönemde özellikle IŞİD saldırılarıyla ortaya çıkan güvenlik riskinin Türkiye'yi de kaygılandırdığını bildirdi.

"Biz her zaman Irak’ın bütünüyle olduğu gibi Kürt Bölgesel Yönetimi’yle de ilişkilerimizi dostluk ilişkileri üzerine kurduk ve ne zaman başları sıkışsa her zaman yardımlarına koştuk" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nitekim bu ziyaret esnasında bir taraftan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Irak ordusunun asli unsuru olan Peşmerge güçlerine eğitim verdiği kampı ziyaret ettim diğer taraftan da özellikle Musul’dan kaçan Türkmenlere ve Yezidilere barınak temin etmek üzere kurulan AFAD kamplarını ziyaret ettim. Gördüğümüz gibi Türkiye hem güvenlik bağlamında istikrarının temsilcisi olarak Irak’tadır hem de insani sorumluluk bağlamında bu trajediden kaçan kardeşlerimize yardım etmek anlamında Irak’tadır ve ayrıca Irak’taki her kesimle ortak bir gelecek inşa etmek içinde bütün siyasi liderlerle görüşmektedir görüşmeye de devam edecektir. Türkiye-Irak ilişkileri yepyeni bir döneme girmiştir.

Buradan özellikle Türk-Irak ilişkilerine önem veren işadamlarımıza, girişimcilerime bir kez daha sesleniyorum: Irak’taki yatırımlarınızı, çalışmalarınızı bütün güvenlik risklerine rağmen sürdürmeye devam ediniz ve Türkiye ile Irak arasında oluşturduğu dostluk köprüsünü, ortak gelecek köprüsünü daha da güçlendirmeye gayret gösteriniz.

Bu ayın belki de en anlamlı dış ziyaretlerinden birini tabii ki Avustralya’ya ve Filipinlere yaptım. Filipinler 65 yıllık diplomatik ilişkimiz süresince hiçbir Türk başbakanının ziyaret edemediği bir ülkeydi. Filipinlere yaptığım ziyaretle 65 yıllık hasreti gidermiş olmanın yanında Türkiye ile Filipinler arasında özelikle Türkiye’nin Doğu Asya’ya açılım projeleri çerçevesinde yeni bir işbirliği alanı kurma kararı verdik."

"Barış çabalarını gözden geçirdik"

Başbakan Davutoğlu, "Bunun dışında Filipinler hükümeti ile Türkiye tarihi bağlarla irtibatı olan Mindanao'daki Bangsamoro Müslüman halkı arasında son dönemde yaşanan barış görüşmelerine Türkiye destek vermişti bu ziyaretimizde bu desteği daha da perçinleştirdik" dedi.

Son iki yılda Türkiye'nin bu görüşmeleri hızlandıran, bunlara ivme katan ülkeler arasında bulunduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Her iki taraf da Türkiye'den destek talep etmişti. Bu ziyaretimizde bu barış çabalarının son aşamasını da gözden geçirme imkanı bulduk ve gerek Filipinler hükümeti gerek Mindanao temsilcileri Türkiye'nin bu çabalara yaptığı katkı dolayısıyla teşekkürlerin ifade ettiler. Şu anda bu çabaları koordine edecek olan uluslararası heyetin başında bir Türk diplomatı bulunmaktadır.

Kasım ayının gelişmelere damgasını vurması bakımından şüphesiz en önemli olayı Avustralya'da gerçekleşen G-20 zirvesiydi. Ülkelerin talep yönünde ağırlık koyan yaklaşım ile anti enflasyonist politikalara ağırlık veren yaklaşım arasında bölünmesi karşısında Türkiye olarak bütün dünyada entegre bir stratejiyle büyümenin teşvik edilmesi gerektiği görüşümüzü bütün liderlerle paylaştım.

Ayrıca gururla ifade etmek isterim ki 1 Aralık’tan itibaren Türkiye G-20 dönem başkanlığını üstlenmektedir. Bu şu anlama geliyor aziz vatandaşlarım: Türkiye dünyanın en büyük 20 ekonomisinin oluşturduğu bu forumun bir yıl liderliği üstlenecek ve küresel ekonominin nabzı tabiri caizse bir yıl Türkiye'de atacak. Bu görüşmelerde özellikle önemle üzerinde duracağımız öncelikle bütün liderlerle paylaştım. Birinci önceliğimiz dünyadaki ekonomik adaletsizliği gidermek yönünde olacak. Bunun için G-20 ülkeleri ile en az gelişmiş ülkeler arasında bir köprü kurmaya kararlıyız."

"Türkiye G-20 dönem başkanlığını üstlenecek"

Türkiye'nin önümüzdeki yıl hem G-20 dönem başkanlığını üstleneceğini hem de en az gelişmiş ülkelerin koordinatör ülkesi olarak şu ana kadar yapılan çalışmaların değerlendirilmesine öncülük edeceğini vurgulayan Davutoğlu, "Bir anlamda Türkiye ekonomik verimlilikle insanlık vicdanını bir araya getiren küresel bir aktör olarak 2015 yılında dünya gündemine ağırlığını koyacak" dedi.

Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Diğer taraftan başta KOBİ'ler olmak üzere istihdam alanlarının genişlemesi için ve büyümenin tekrar yüzde 2 standartlarının üstüne çıkması için yoğun bir çaba içinde olacağız. Türk ekonomisinin büyümesi dünya ekonomisinin büyümesiyle irtibatlıdır. Dünyada talep ne kadar artarsa Türkiye'nin ihracatı da o kadar hızla artacaktır. Dünya ekonomisinde kriz ne kadar aşılırsa Türk ekonomisi de istikrara o kadar kolay kavuşacak ve içeride ilan ettiğimiz sektörel dönüşüm programlarıyla dünya ekonomisi arasındaki ilişkiler daha sağlıklı bir şekilde kurulabilecektir.

Gördüğünüz gibi aziz vatandaşlarım bir ay içinde hem çok köklü reformların önünü açtık. Uyuşturucuyla mücadele, iç güvenlik reformu, iş güvenliği ve ekonomik dönüşüm programlarını ilan ettik hem ülkemizin her bir köşesine yurtiçi ziyaretlerle halkımızla yeni hükümetin başbakanı olarak buluşma kaynaşma imkanı buldum hem de yakın bölgemizde Irak'ta çok uzak bir coğrafyada Filipinler'de barışa katkıda bulunduk ve en önemlisi G-20 dönem başkanlığını almaya hazırlanan bir ülkenin başbakanı olarak dünya gündeminde bütün diğer önemli ülkelerin hükümet ve devlet başkanlarıyla bir araya gelerek insanlığın ve dünya sisteminin geleceğini tartışma imkanı bulduk. İşte Türkiye bu.

Türkiye kendi coğrafyasına hapsedilemeyecek kadar büyük bir ülkedir. Türkiye kendi huzur ve istikrarını çevre bölgelere yansıtabilecek güçte kudretli bir ülkedir. Türkiye en gelişmiş ülkelerle en az gelişmiş ülkeleri bir araya getirebilecek kapasiteye, vicdana, meşruiyete sahip küresel bir aktördür.

Aziz vatandaşlarım, Türkiye ile gurur duyunuz, kendinize güveniniz ve bu özgüven içinde 2023’e doğru yürürken devletimizi ve milletimizi parlak bir gelecek beklediğinden hiç tereddüt etmeyiniz."

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haberleri Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız