konak
ozturk group
KENT YAPI
Breau
cagingoz
KIRALIK IS MERKEZI
ekomini
ARIGUN MOBILYA
Kızılkaya

Asayiş

Köprüdeki Erler, 15 Temmuz'da Yaşanan Dehşeti Anlattı

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde, Boğaziçi Köprüsü'nde konuşlandırılan erler ve askeri öğrencilerin anlattıkları, yaşananları bir kez daha gözler önüne serdi

6 Ağustos 2016 Saat: 12:44
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu haber 1.558 kez okunmuştur

Köprüdeki Erler, 15 Temmuz'da Yaşanan Dehşeti Anlattı
Köprüdeki Erler, 15 Temmuz'da Yaşanan Dehşeti Anlattı

Fetullahçı Terör Örgütü'nün  (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Boğaziçi Köprüsü'nde konuşlandırılan erler ve  askeri öğrencilerin anlattıkları, ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanan saldırılara  halkın nasıl direndiğini bir kez daha gözler önüne serdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarınca ifadeleri alınan Hava Harp Okulu öğrencileri ile Kuleli Askeri Lisesi'nde görevli erler, yaşadıklarını anlattı. Kuleli Askeri Lisesi'nde itfaiye olarak görev yapan er F.T, olay günü  okul tabur komutanlığının devir teslim töreni olduğunu, akşam saatlerinde emir  üzerine tam teçhizatlı içtima alanında toplandıklarını ve yeni okul komutanı  albayın da orada bulunduğunu anlattı. Kendilerine tatbikat yapılacağının  söylendiğini aktaran T, itfaiye arabasına 6-7 asker bindiklerini, okul çıkışında muhafız bölüğünden verilen mermileri aldıklarını söyledi. Okul komutanının talimatı doğrultusunda Beylerbeyi'ndeki yolu trafiğe  kapatarak köprüye araç geçişini engellediklerini aktaran T, ayrıca emniyet müdür  yardımcısı olduğu söylenen bir kişi ile bir yunus polisinin de yolu kapatmalarına  yardımcı olduğunu, bu sırada halkın da tepki gösterdiğini anlattı.
Astsubaylardan birinin havaya ateş ettiğini ve bir yüzbaşının da  "Herhangi bir saldırı girişimi olursa saldırana karşı ateş edersiniz." şeklinde  talimat verdiğini anlatan T, "Saat 01.00'e kadar bu şekilde yolu kapattık. Bir  süre sonra, araçlara binerek birliğe döneceğimiz söylendi. Dönüş yolunda ne  olduysa tekrardan Boğaziçi Köprüsü istikametine gittik ve köprüyü Anadolu  istikametinden trafiğe kapattık. Saat 02.00'ye doğru köprüdeydik. Biz oraya  vardığımızda köprü zaten tanklarla trafiğe kapalı haldeydi." diye konuştu.

"Ahmet Binbaşı sivil vatandaşa ateş etti"


Okulun yeni Tabur Komutanı Yarbay Turgay Ödemiş ve okuldan tanıdığı  Binbaşı Ahmet Taştan'ın da orada bulunduğunu belirten T, şunları söyledi: "Ahmet Binbaşı, bizi tankın önünden köprünün üzerine hat olacak  şekilde dizdi ve o da yanımızda durdu. Köprüde toplanmış sivil halk üzerimize  gelmeye başlayınca Ahmet Binbaşı, 'Bombalı saldırı olabilir.' diyerek, havaya  ateş etmemizi söyledi. Bunun üzerine havaya ateş ettik. Ahmet Binbaşı emri  verirken, 'Ateş etmezseniz ben de size sıkarım' şeklinde tehdit etti. Halk  üzerimize gelmeye devam ediyordu. Birkaç kez bu şekilde havaya ateş ettik. Halk  dağılır gibi oldu. Hemen peşi sıra motor üstünde sivil bir vatandaş bize doğru  gelince Ahmet Binbaşı, elindeki tüfekle motorlu sivil vatandaşa ateş etti. Aynı  şekilde emri ile askerlerden de ateş eden oldu. Ben sivil halkın üzerine ateş  etmedim, sadece havaya ateş ettim. Bu ateş sonrası sivil vatandaşlardan isabet  alıp, yere düşenler oldu. Diğer sivil vatandaşlar gelerek, yere düşen  vatandaşları çekip götürdüler. Motorundan düşen sivil vatandaşı da kenara çektik.  Diğer vatandaşın alması için o tarafa doğru yaklaştırdık. Bu şahıs hala  yaşıyordu. Sonrasında bulunduğum hattın oraya gittik. Ben panikleyerek geri  çekilmeye başladım. Soyadını bilmediğim Hüseyin ağabey bana, 'Burada garip şeyler  oluyor, sakın halka ateş etmeyin' dedi. Bu sırada Ahmet Binbaşı beni geri  çağırdı. Kendisine, mermimin bittiğini söyledim. Ancak bu yalandı. Ayrıca Ahmet  Binbaşı sivil halka ateş ederek mermisi bittiği için benim ve diğer  arkadaşlarımızın tüfeğini de alıp ateş ettiği oldu."

Ahmet Taştan ve Turgay Ödemiş'in sürekli, "Halkın ayaklarına ateş  edin." talimatı verdiğini anlatan T, bu süre içinde tankla da ateş edildiğini  söyledi. Bir süre sonra birkaç arkadaşıyla itfaiye aracının tekerleri arasında  yattıklarını ifade eden T, "Bu süre içinde top atışları devam etti. Bizim  bulunduğumuz tarafa da ateş ediliyordu. Bir arkadaşımızın vurulduğunu  hatırlıyorum. Sabah saatlerinde Yarbay Turgay Ödemiş'in, 'teslim oluyoruz'  şeklinde bağırdığını hatırlıyorum. Sonrasında silahları bırakınca halk bizi linç  etmeye kalktı. O esnada polisler gelerek bizleri teslim aldı. Silahlarımızın ne  olduğunu bilmiyorum." ifadelerini kullandı. Şüpheli er F.T, Fetullah Gülen cemaatiyle ilgili bilgisi olmadığını ve  olay yerine "bombalı saldırı var" denilerek götürüldüklerini savunarak, "Bizi  kandırarak dışarı çıkarmışlardır. Halkın üzerine ateş edilirken olayı anlamadım.  Ahmet Binbaşı'nın söylediği şekilde onları bombalı saldırganlar zannettim. Çok  üzgünüm. Kandırıldık. Darbeye katılmam söz konusu değildir. Suçlamaları kabul  etmiyorum." diye konuştu.

"Rütbeliler 8 canlı bomba olduğunu söylüyordu"


İfadesi alınan Hava Harp Okulu ikinci sınıf öğrencisi F.T, Yalova'da  tatbiki eğitim kampında bulunduklarını, saat 22.00 sıralarında verilen emir  doğrultusunda tam teçhizatlı içtima alanında toplandıklarını anlattı. Komutanların herhangi bir bilgi vermediğini ve mühimmatlı olarak dış  görünüşü sivil araçlara bindirildiklerini aktaran T, tatbikata gittiklerini  düşünürken 3 saat yolculuktan sonra Boğaziçi Köprüsü'ne geldiklerini, tepki  gösteren halkı görünce de bir anlam veremediklerini kaydetti.

Okula gittiklerini zannederken köprüde indirildiklerini anlatan T,  şunları dile getirdi: "Filo Komutanı Binbaşı Gazi Odacı bizi yönlendiriyordu. Köprüde askeri  zırhlı araçlar vardı. Sınıf başkanları sayı alırken hemen arkamızdaki asker,  mermi isabet etmesi sonucu yaralandı. Baktığımızda öldüğünü anladık. Biz de hemen  oradaki zırhlı aracın yanında siper aldık. Orada tanımadığımız rütbeliler, '8  canlı bomba olduğunu' söyleyerek tedbirimizi almamızı istiyordu. Bu şekilde  zırhlı aracın olduğu yerde siper alarak sabaha kadar bekledik. Sürekli çatışma  sesleri geliyordu. Üzerimizden mermilerin geçtiğini duyuyorduk. Komutanlardan  sadece Gazi Odacı Binbaşı ve Ali Akçay Üsteğmen köprüdeydi. Diğer komutanları  köprüde görmedim. Sonradan duyduğum kadarıyla onlar farklı bir noktaya  gitmişler."     Şüpheli F.T, olay sırasında öğrenci arkadaşlarından da havaya ateş  edenler olduğunu ancak bulunduğu yer itibariyle komutanlardan ateş edenleri  görmediğini savunarak, sabah saatlerinde bir yarbayın talimatıyla toplanarak,  polislere teslim olduklarını, darbe girişimi olduğunu da karakolda öğrendiğini  dile getirdi.

"Kişi başı 80 mermiden 4 şarjör verdiler"


Kuleli Askeri Lisesi'nde kaynakçı er olan H.Y, olay günü okul tabur  komutanlığının devir teslim töreni olduğunu ifade ederek, normalde sivil  çalıştığı halde takım komutanının "Size bugün ceza, kamuflajla çalışacaksınız."  emri üzerine o gün kendilerine kamuflaj giydirildiğini söyledi. Yemekten sonra 20.30 sıralarında gelen emir üzerine tam teçhizatlı  içtima alanında toplandıklarını anlatan Y, telefonların toplanması ve kişi başı  80 mermiden 4 şarjör verilmesinin ardından personel taşıyıcı araçlarla "tatbikat"  olduğu söylemiyle kışladan çıkarıldıklarını kaydetti.
Araç komutanlarının Turgay Ödemiş olduğunu belirten Y, şunları  anlattı: "Boğaziçi Köprüsü'ne vardığımızda herhangi bir askeri araç yoktu.  Anladığım kadarıyla köprüye gelen ilk askeri birlik bizdik. Araç birden yolun  ortasında yan şekilde durduruldu ve yolu trafiğe kapattı. Sivil araçlar durmaya  başladı. Biz köprünün Anadolu tarafını kapattık. Turgay Ödemiş bizi araçlardan  indirerek, köprünün çeşitli yerlerine siper aldırdı. Aynı zamanda askerlerden hat  oluşturdu. Bu sırada motorize iki yunus polisi geldi. Ödemiş, onlarla bir şeyler  konuştu, polisler oradan ayrıldı. Sonrasında biz biraz daha köprünün içine  çekildik. Ahmet Taştan Binbaşı, yanımıza gelerek, 'sıkıyönetim ilan edildi'  diyerek, bunu halka söylememizi istedi. Biz de oradan geçenlere 'sıkıyönetim ilan  edildi' şeklinde bağırıyorduk. Bu esnada bize küfür eden vatandaşlar oldu. Ahmet  Taştan Binbaşı onları korkutmak için havaya ateş ediyordu. Bir süre sonra  bulunduğumuz yere tank ve zırhlı personel taşıyıcı araçlar geldi. Onlar da belli  bir dizilişle durdu. Bu sırada Ahmet Taştan Binbaşı, 'Anadolu yakasından beyaz  bir araç gelecek. Onu etkisiz hale getireceğiz. Direnme olursa bu araca ateş  edin.' şeklinde talimat verdi. Bir süre sonra içinde iki sivil şahıs bulunan bir  araç geldi. Askerler Ahmet Binbaşı eşliğinde bu iki şahsı etkisiz hale getirip  yere yatırdı ve yolun karşısına geçirip orada oturttu."

"Kurtuluş Kaya, gözünden vurulmuş cansız yatıyordu"


Köprünün üzerindeki vatandaş sayısının sürekli arttığını dile getiren  Y, "Önde birkaç kadın vardı. Ahmet Binbaşı onlara doğru gitti ve elindeki tüfekle  havaya ateş açtı. Halk biraz geri çekilir gibi oldu. Bu sırada motorlu sivil bir  vatandaş bize doğru gelmeye başladı. Ahmet Binbaşı tüfeğiyle onu vurdu. Askere de  'Halkın üzerine doğru ateş edin.' talimatı verdi. Asker önce bu talimata uymak  istemedi. Ahmet Binbaşı elindeki tüfeği askere doğrultarak, 'Yoksa sizi vururum'  diye tehdit edince asker de halka ateş etmeye başladı." dedi. Er Y, köprüde bulunan ve "linç edilerek öldürüldüğü" şeklinde  haberlerle gündeme gelen er Kurtuluş Kaya ile ilgili bildiklerini de savcılıkla  paylaştı. Binbaşı Ahmet Taştan'ın kendi silahının mermisi bitince arkadaşlarının  tüfeğini aldığını, kendisine 'Arkadan mühimmat getir.' talimatı verdiğini, ona 8  şarjör verdiğini hatırladığını vurgulayan Y, şunları söyleldi: "Biz tam tankın önünde siper almıştık. Tank ateşlenince şuurumuzu  kaybettik. Birkaç arkadaş bu şekilde tankın arkasına geçtik. Ardından da birkaç  arkadaşla bizim kamyonların ve itfaiye araçlarının olduğu yere gittik. Orada bir  arkadaş gözünden vurulmuş halde cansız yatıyordu. Bize nereden ateş edildiğini  bilmiyorum. Arkadaşımızın cansız bedenini görünce, adı Kurtuluş'tu, soyadını  bilmiyorum, ağlamaya başladık. Tüfeklerimizi kamyonun içine attık. Ardından bir  kamyonun içine girerek korkudan uzandık. Orada uyuyanlar oldu. Burada ailesini  arayanlar oldu. Bu sırada tank ateşi ve çatışma sesleri gelmeye devam ediyordu.  Sabah saatlerinde Ahmet Binbaşı'nın 'teslim oluyoruz' sesini duyduk ve teslim  olduk." Fetullah Gülen cemaatine ilişkin bilgisi olmadığını dile getiren Y,  olay yerine bizi, "tatbikat, bombalı saldırı var" söylemiyle götürüldüklerini,  teslim olana kadar darbe yapıldığından haberi olmadığını söyledi. Darbeye katılmasını söz konusu olmadığını anlatan Y, "Ben vatan görevi  için askerliğimi yapmaya geldim. Bu vatan hainleri bizi kandırarak, olay  esnasında da tehdit ederek böyle bir durumun içerisine soktular." dedi.

"Yaklaşırlarsa ayaklarına, son olarak da kendilerine ateş edin"


Hava Harp Okulu öğrencisi H.G de köprüde bulunduğu sırada Binbaşı  Ahmet Taştan ve diğer komutanların ateş etme talimatı verdiğini, bunun üzerine  kendisinin sadece havaya ateş ettiğini ifade ederek, "Gerçekleşen olayların darbe  sonucu olduğunu karakolda öğrendim. Tatbikata gittiğimizi düşündüm, olay yerinde  'canlı bomba olduğu' söylenmişti. Bu nedenle darbe olduğunu anlayamadım." diye  konuştu. Öğrencilerden H.İ.Y, olay sırasında öğrenci arkadaşlarından havaya  ateş edenler olduğunu ve ancak halka hedef gözeterek ateş eden kimseyi  görmediğini vurgulayarak, "Biz Avrupa tarafına dönük haldeydik. Orada da halk  gözükmüyordu. Sadece Ahmet Taştan Binbaşı, 'Önce havaya, ardından yere, daha  yaklaşırlarsa ayaklarına, son olarak da kendilerine ateş edin' diye talimatlar  verdiğini duyuyordum. Sabah saatlerinde de tanımadığım bir yarbayın talimatıyla  toplandık ve polislere teslim olduk." ifadesini kullandı.

TRT binasında yaşananlar


Er S.M, olay günü içtima emri geldiğini, saat 21.00 sıralarında alanda  toplandıklarını belirterek, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Burada Nebi Gazneli isimli komutan silah ve mühimmatlarımızı  almadığımız için bizi azarladı, uzmanımızı itekledi. Buraya gelen araçlara  bindirilerek, TRT binasına geldik. Başımızda tanımadığımız komutanlar vardı. Bu  sırada yanımız polisler geldi ve teslim olmamızı söyledi. Yanımızda bulunan  yüzbaşı, silahla polise ateş açtı. Sonra çatışma çıktı. Bize de ateş açma emri  verildi. Silahım tutukluk yaptı. Darbe olduğunu polisten öğrendim. Bizi  kandırarak hile ile kışladan dışarı çıkarmışlardır. Suça iştirak etmedim." Er Y.M, olay günü TRT binasına geldiklerini, başlarında tanımadıkları  komutanların kendilerine emirler verdiğini belirterek, şunları söyledi: ''Askerler ile binaya girdik. Adını bilmediğim bir yüzbaşı, orada  bulunan çalışanlara kendisini tanıtarak 'Bomba ihbarı olduğunu, güvenliği  sağlayacaklarını, bu nedenle binayı boşaltmaları gerektiğini' söyledi. Çalışanlar  hemen binayı boşalttı. Yüzbaşı odanın birinden TRT yayını kesti. Benim de odanın  önümde durmamı söyledi. Kendisi oradan ayrıldı. Yaklaşık 1 saat sonra dışarıdan  çatışma sesleri geldi. Aşağıyı yüzbaşının yanına indim. Dışarıdaki polis aracında  bulunanların terörist olduğunu, ayrıca toplanan halkın arasına da karışmış  terörist bulunduğunu ve onları provoke ettiğini söylüyordu. Tanımadığım bir  komutan burada sivillere ateş etmeye başladı. Gördüğüm kadarıyla bir vatandaş bu  ateş açma sonucu yere düştü. Bize de emir verdiler, ben de sadece havaya ateş  açtım. Darbe olduğunu polisten öğrendim. Suça iştirak etmedim."

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haberleri Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız