konak
ozturk group
KENT YAPI
Breau
cagingoz
KIRALIK IS MERKEZI
ekomini
ARIGUN MOBILYA
Kızılkaya

Siyaset

Algı operasyonlarını iç siyasette de yaşıyoruz

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, "Algı operasyonlarını iç siyasette de yaşıyoruz. Hakikatin yerine algının kullanılmaya çalışıldığını gördük" dedi.

25 Aralık 2014 Saat: 13:56
YORUM YAPTavsiye EtYazdır

Bu haber 825 kez okunmuştur

Algı operasyonlarını iç siyasette de yaşıyoruz
Algı operasyonlarını iç siyasette de yaşıyoruz

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, "Algı operasyonlarını iç siyasette de yaşıyoruz. Hakikatin yerine algının kullanılmaya çalışıldığını gördük" dedi.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, algı operasyonlarını iç siyasette de yaşadıklarını belirterek, "Yani özellikle son dönemde yaşanan birçok olay... Çalkantılara, dalgalanmalara sebep olan birçok siyasi olayda medyanın benzer bir fonksiyon üstlendiğini gördük. Hakikatin yerine algının kullanılmaya çalışıldığını gördük. Algı operasyonlarına gerçekliğin kurban edildiğini gördük" dedi.

Akdoğan, RTÜK İletişim Merkezi Mobil Uygulama Lansmanı ve Radyo Eğilimleri Araştırması-2014 Sonuç Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de özel televizyon ve radyoculuğun 80'lerin sonu ile 90'ların başı itibarıyla geliştiğini anımsatarak, şu anda bin 500'ü aşkın özel radyo ve televizyonun bulunduğunu aktardı.

Sektör gelişince bununla ilgili düzenleme yapan bir kuruma ihtiyaç doğduğunu dile getiren Akdoğan, 1994'te RTÜK'ün kurulduğunu hatırlattı.

RTÜK'ün çok tartışılan kurumlardan biri olduğunu kaydeden Akdoğan, şöyle devam etti:

"Ekran karartan kurum olarak çok gündeme geldi, tartışıldı. Ama doğal olarak elbette RTÜK gibi düzenleyen, denetleyen, sektörün önünü açan, yayıncılık teknolojisini yakından takip eden, bu konuda stratejiler, politikalar üreten bir kuruma da ihtiyaç olduğu şüphesiz. Bu yüzden bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bu alanda düzenleyen, denetleyen rolünü üstlenmek üzere RTÜK kuruldu. Sektör tabii geliştikçe, büyüdükçe mevzuat da değişiyor. Bununla ilgili kurumlar da değişiyor, anlayış değişiyor. Yeni yeni ihtiyaçlar ortaya çıkıyor, sorunlar çıkıyor. Bununla ilgili birtakım düzenlemeler yapılması gerekiyor. RTÜK de çok tartışılan bir kurum olmasına rağmen bütün bu dönüşümlere ayak uydurabilen ve gerçekten umumi bir fayda sağlayacak şekilde misyon gören bir kurumumuz ve süreçte çok önemli faaliyetler yürüttüğünü biliyoruz."

Akdoğan, Medya Okur Yazarlığı Dersi, Akıllı İşaretler, İzleyici Temsilciliği, İyi Uykular Çocuklar Projesi, Sayısal Kayıt Arşiv Analiz Teknolojisi gibi projelerin önemine işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu alanda uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmak, onları zorlamak, onların önünü açmak açısından da katkıları oldu. Karadeniz Yayıncılık Düzenleyici Otoriteler Forumu, İslam İşbirliği Teşkilatı Yayıncılık Düzenleyici Otoriteleri Forumu. Bunun oluşmasında RTÜK'teki arkadaşlarımızın gerçekten önemli katkıları olduğunu biliyoruz. Reyting Yönetmeliğinin oluşturulması, Radyo Televizyon Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Kanunu'nun hayata geçirilmesi, yürürlüğe girmesi gibi birçok konuda RTÜK gerçekten önemli işler yaptı."

Bugün de Kamuoyu İzleyici Dinleyici Eğilimleri Araştırması-2014'ün sonuçlarının alınacağını ifade eden Akdoğan, "Bunlar önemli veriler. Hem bizim için, hem sektördeki arkadaşlarımız için, yayıncı kuruluşlar için" diye konuştu.

RTÜK İletişim Merkezi'nin de önem taşıdığını belirten Akdoğan, "Daha çok başvuru, daha çok görüş, daha çok şikayet. Yani bunu sadece şikayet etmek, şikayetlerden sonra ceza verilmesi gibi düşünmemek lazım. Müşteri memnuniyeti, vatandaşın düşüncelerini ortaya koyması, bunların yansıması, bu katılımcılık açısından da önemli bir durum diye düşünüyorum" dedi.

Yaklaşık 28 milyon kişi mobil internet kullanıyor

Akdoğan, nüfusun üçte birinden fazlasının, yani yaklaşık 28 milyonunun mobil internet kullandığını aktararak, internet üzerinden neredeyse hayatının büyük bir kısmını devam ettiren yeni bir jenerasyonun bulunduğunu dile getirdi.

RTÜK'ün Mobil Akıllı Cihaz uygulamasının, bu açıdan önemli bir boşluğu dolduracağını belirten Akdoğan, "Bu sayede vatandaşlarımız gönüllü birer, yayın içeriğinin de elçisi aslında olacaklar. Hem kişisel görüşlerini, beğenilerini, değerlendirmelerini aktaracaklar ve RTÜK yayıncı kuruluşlarla bunları da paylaşacak. Yani izlenilen programlarla ilgili ne düşünüldü. Şikayetler tabii RTÜK'ün doğal misyonu. Katılımcılık ve sivil inisiyatif açısından önemli. Bu araştırma önemli veriler ortaya koyacak" ifadesini kullandı.

Akdoğan, son döneme etkisi azaldı gibi düşülse de radyonun, Türkiye'de insanların hayatında önemli bir yer tuttuğunu dile getirerek, şu bilgileri verdi:

"Avrupa'da şu anda haftalık radyo dinleme süresi bakımından üçüncü sıradayız, 202 dakikayla. Radyoya güven açısından aynı sırada değiliz, maalesef. Son sırada geliyoruz belki ama radyonun önemini biz özellikle kriz zamanlarında daha iyi anlıyoruz. Çok iyi hatırlıyorum, 99 depreminde herkes can havliyle sokağa atıldığında, telefonlar çekmediğinde, herkesin tek bilgi aldığı yer radyoydu. Ne tür gelişmeler var, yol durumundan birçok yönlendirmeye kadar radyoların gerçekten önemli bir fonksiyon gördüğünü o tür kriz durumlarında daha iyi anlıyoruz."

Artık iç, dış gündem birleşti

Kendisine bağlı birimlerin hep iletişim birimleri olduğunu anımsatan Akdoğan, "Aslında bir İletişim Bakanlığı gibi düşünülebilir. İletişim, kamu diplomasisi. Yani TRT'den, Anadolu Ajansına, Basın Yayın Enformasyon'dan diğer iletişim kurumlarına kadar" dedi.

Kamu diplomasisi kavramının dünyada yeni yeni geliştiğini aktaran Akdoğan, "Bu sadece uluslararası kamuoyu oluşturmak, uluslararası kamuoyunu bilgilendirmek anlamına gelmiyor. Artık iç, dış birbiriyle bütünleşti. Dışarıda yaşanan bir gelişme aynı zamanda bizim gündemimizi de belirliyor. İşte Rabia Meydanı'nda yaşananlar... Türkiye'de de çok yakından takip edildi veya Suriye'de yaşananlar. Artık iç, dış gündem birleşti" değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, şunları kaydetti:

"Bu noktada Türkiye'nin tezlerini anlatabilmek, Türkiye'de yaşananlar konusunda doğru bilgilendirebilmek. Bu noktalarda bütün medya gibi bizim ilgili iletişim birimlerimizin de önemli bir misyon yüklenmesi gerektiğini görüyoruz. Çünkü artık dünyada güç mücadeleleri, çıkar çatışmaları, uluslararası zeminde verilen mücadelelerde medya bir enstrüman olarak kullanılıyor. Yani bir iletişim aracı olmanın ötesinde artık bir mücadelenin enstrümanı, parçası olmuş durumda. Algı operasyonları, psikolojik harekat operasyonları, uluslararası veya ulusal düzeyde siyaset mühendisliği çabaları... Bunların enstrümanı, parçası haline gelmiş bir medya olgusu var. Sadece kamuoyunu bilgilendirmek, hakikatin peşinde koşmak, topluma gerçekleri anlatmak misyonunun ötesinde başka bir senaryonun parçası olan, çoğu zaman da bahsettiğim güç dengelerinde, çıkar çatışmalarında, siyaset mühendisliği çabalarında bir enstrüman olarak kullanılan veya kullanılmak istenen bir medya gerçeği de var önümüzde. Buna karşı kamu diplomasisi faaliyetleri büyük önem taşıyor."

Medya demokraside dördüncü kuvvet

Medyanın umumi menfaat, ulusal çıkar, kamu yararı diye bir sosyal sorumluluk tarafı da bulunduğuna dikkati çeken Akdoğan, "Herkes bunu düşünmelidir. Yoksa herkes çıksın devletin tezlerini anlatsın anlamında söylemiyorum. Medyanın bir boyutuyla böyle bir misyonu da vardır. Ama burada önemli olan öncelikli olarak kamu kurumlarının tabii bu fonksiyonu görmesidir" dedi.

Akdoğan, "Bu algı operasyonlarını biz iç siyasette de yaşıyoruz. Özellikle son dönemde yaşanan birçok olay... Çalkantılara, dalgalanmalara sebep olan birçok siyasi olayda medyanın benzer bir fonksiyon üstlendiğini gördük. Hakikatin yerine algının kullanılmaya çalışıldığını gördük. Algı operasyonlarına gerçekliğin kurban edildiğini gördük" ifadesini kullandı.

Akdoğan, bunların konuşulması ve tartışılması gerektiğini kaydederek, şu görüşleri dile getirdi:

"Basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü tartıştığımız ortamda, medyanın üstlendiği rolü, basın ahlakıyla basın özgürlüğünün nasıl eş zamanlı gelişmesi gerektiğini, bütün bunları da konuşmamız gerekiyor. Çünkü medya demokraside dördüncü kuvvet, demokraside gerçekten dördüncü kuvvettir, önemli bir parçasıdır, mütemmim cüzüdür demokratik toplumların. Ama o enstrümanın sadece kendisi, parçası değil, muhtevasıdır, üstlendiği rol, misyon aslında demokratikleşmenin bir parçası. O enstrümanı siz demokrasinin tam tersi amaçlar için antidemokratik çabaların bir parçası olarak da kullanabiliyorsunuz. Yani demokrasiyle yönetilmeyen ülkelerde de medya var. Bir fonksiyon görüyor."

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Kocaeli Haberleri Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız