KÖŞE ADI : ZEKİ'CE ...
SEFERTASINDAKİ BALYOZ…
1921 den başlayıp yapılan tüm anayasaları irdeleyip bugün yapılmak istenen ilk sivil anayasamızla ilgili yazılar yazacaktım. Buna paralel yapılacak referandumun ne kadar önemli olacağını belirtecektim. Ancak darbe girişimleri gündemi tersyüz ettiğinden mecburen bu hafta da gündeme ‘’balyoz’’ gibi indirilen cunta girişimini yazacağım. Artık herkesin bu iğrenç senaryolardan bıktığına eminim ancak seçilmiş hükümetin emir-komuta zincirine girmeyen TSK nin hala muktedir olma şehvetinden adeta gına geldi. İhtilal yapsalar bile bu ülkeyi 3 gün dahi yönetemeyecek düzeyde olduklarının ya farkında değiller ya da aklımızla alay ediyorlar.
***
Yaptıkları darbe tatbikatı da harp oyunuymuş. Ne biçim oyunsa içinde hiç düşman yok. Pardon bir düşman var, vergilerinden beslendikleri halk. Oyun ise hep klasik her darbede olduğu gibi, birdirbir oyunu…hep millet eğilir üstünden zinde güçler atlar. Ve bu oyun İttihat Terakkiden,27 Mayıs tan, 71 muhtırasından, 12 Eylülden,28 Şubat tan buyana belli fasılalarla üzerimizden hep atlamaları kaydıyla oynanıyor. Ayrıca Ayışığı, Yakamoz, Eldiven gibi darbe senaryoları ve eski deniz kuvvetleri komutanı Özden Örnek e ait darbe günlükleri mahkemece tescil edilmişti. 27 Nisan e-muhtırası hala genelkurmayın web sayfasında utanç abidesi gibi duruyor. En son 2009 yılında Kafes Eylem Planı deşifre edildi ve uzun süre tartışıldı. Tüm bu garabetlerden sonra Balyoz darbe planlarının şifrelerinin kırılması bazılarına neden inandırıcı gelmiyor anlayamıyorum.
***
Her yıl toplanan YAŞ ne iş yapar? Bunca planlanan ve ifa edilen darbelerden sonra TSK dan atılan hiç subay oldu mu? Yoksa darbecilik suç değil mi? Ama yedi sülalesinde bir kişi dahi namaz kılsa o subay derhal TSK dan atılıyor. Üstelik yargıya gitme hakları da yok. İlginç bir detayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Balyoz eylem planı hazırlanırken 12 Eylül model alınmış. İnsan 30 yılda kendini geliştirip daha çağa uygun davranmaz mı(!)?. Hem darbeci hem de gündemin tam 30 yıl gerisinde olmak eğitim formasyonlarının da acı bir göstergesi değil mi?
***
Sayın Başbuğ un masaları yumruklaması ve sabrımızın sınırı vardır şeklinde tehditler savurması demokrasilerde asla normal karşılanamaz. Siz ülkemizde masaları yumruklayan başka bürokratlar gördünüz mü? Belinde silah olan bürokratın doğal davranışımı bu? Oysa silah kullanma yetkisi olanın daha aristokrat olması gerekmez mi? Korktuğumuzu mu zannediyor acaba?. Sayın Başbuğ alt kademelerine hesap sormalı ve derhal başbakanımıza hesap vermelidir. TSK devlet içinde devlet olma rolünden arındırılmalı ve AB normlarına(ilerleme raporu madde 9,10,11)uygun sivil otoriteye hesap verir hale getirilmelidir. AB ülkelerinde asker Savunma Bakanlığına bağlıdır. Bizde nereye bağlı? Hiçbir yere. Sadece başbakana karşı sorumlu.
***
Bazı basın organları ve muhalefet Balyoz darbe planlarını sulandırmaya başladılar bile. Oysa bahsi geçen eylemler 2003 yılındadır ve o dönemin genelkurmay başkanı Özkök kendi karargâhında zehirlenme korkusuyla yemek dahi yiyemiyordu. Evinden sefertasıyla yemek götüren genelkurmay başkanı olarak tarihe geçiyordu.
Bu trajik olay her şeyi anlatmıyor mu?
Zeki ÖZÜER
zekiozuer@hotmail.com