Ne kadar boş şeyleri dert ederiz kendimize… ediyormuşuz , öyle dedi geçenlerde konuştuğum bir yaşam koçu. “Nedenleri” hayatımızdan kaldırmak ,“nasıl” demek gerekiyormuş, çünkü nedenler fazlalaştıkça kuruntular artıyor sonra kafamızda senaryolar oluşuyor. Ben öyleyim galiba… bir sorun varsa karşı tarafla konuşmak istiyorum ama olmayınca olmuyor.ve ne oluyor biliyor musunuz nedenler uzayıp gidiyor. Peki formül ne ?eğer karşımızdakini seviyorsak kendimize “ben sorunumu seviyorum “demek gerekiyor. Diyelim işimizi seviyoruz fakat istemediğimiz şeyler, bizi rahatsız eden bazı durumlar var hemen dünyamızı karartmamak gerekiyor yada Çocuğumuzu çok seviyoruz tabiî ki… ama ne sorunlar bekliyor bizi bilseniz benim gibi ebeveyn olanlar bilirler dağ gibidir her şey ama şikayet etmeyin çocuğunuzla olan sorunları sevin işte bunun gibi bir çok şey …farklı açıdan bakmak gerekiyor sorunu sorun olarak ortaya çıkartmamak gerekiyor.eğer karşı taraf konuşmuyorsa kaçıyorsa onu lastik gibi germemek sükunetle beklemek gerekiyor peki bunun formülü ne? Zaman, beklemek ama ne zamana kadar? içimizdeki ses tamam yeter diyene kadar … çünkü hayat çok kısa, bir şeyleri tek taraflı yola koymak için çokta uğraşmaya gerek yok … Tabii bu tavsiyelerin devamı gelecek yaşam koçu bana ben size.
********
NEREYE GİDİYORUZ ?
Son zamanlarda insanın kanını donduran olaylar oluyor. Vatandaşın biri İzmit’in göbeğinde bir benzin istasyonuna gidiyor, orada bulunan beş genç ile aralarında sözlü sataşma başlıyor ve kendilerine küfür ettiğini iddia ettikleri şahsa demir çubukla saldırıyorlar… zavallı adam beş kişinin arasında kalıyor… vatandaşı bir güzel ! dövüyorlar. Tabii hepsi sırra kadem kaçıyorlar. Ney seki asayişin yaptığı başarılı çalışmayla kaçan şahıslar yakalanıyorlar… utanmaz adamların birde yaptığı savunmaya bakın, biz demir çubukla dövmedik plastik çubukla dövdük diyorlar pes !... Diğer olay daha da vahim. iki arkadaş karşılıklı içiyor ama gecenin sonunda bir şişe bira kalıyor, işte olay burada patlıyor bir şişe birayı kimse paylaşamayınca biri diğerini bıçaklıyor, bıçaklanan kişi birkaç günlük yaşam mücadelesinin sonunda yaşam mücadelesini maalesef kaybediyor. Yani bir şişe bira için canından oluyor. bu kadar ucuz ,can almak bu kadar kolay… ben inanamıyorum yaşadığımız bu cinnet durumlarına İçimizdeki öfkeyi bir türlü kontrol edemiyoruz . ne yapmalıyız ? ben gizli bir etkileşim var diyorum, biri gergin ise gerilim bir diğerine geçiyor…zaten ekonomik kriz ,işsizlik gibi faktörler toplumun önemli bir kısmını etkilerken diğerlerine bu etkinin geçmemesi mümkün mü ? doğru sinerji değil ters sinerji gönderiyoruz birbirimize yani son zamanların moda lafı “kötü elektrik” e böyle olunca da gerildikçe geriliyor ortalık, al sana burada yazmadığım bir çok kötü olaylar zinciri … hepimizin hayatında mutlaka iyi gitmeyen şeyler vardır , ama her şeye rağmen güne güler yüzle uyanalım unutmayalım güzel günler hep olacaktır.
********
BİR TAVSİYE
Bu köşeyi çok seviyorum çünkü sevdiğim şeyleri sizlerle paylaşıyorum e ne demişler güzel şeyler paylaştıkça artarmış… Bu hafta size yine bir albüm tavsiye edeceğim her zaman duruşunu çok beğendiğim Candan Erçetin ‘in son albümü “kırık kalpler durağında “ Toplam 16 parça var albümde … Yine muhteşem bir albümle çıkmış. Benim favori parçam UNUTURSUN
Unutursun unutursun
Zaman geçer avunursun
İsyan etsen de derinden
Hayat tutar ellerinden
Bir gün gelir unutursun
Önce yaşayamam zannedersin acından
Ben de gidiyorum kalamam dersin kahrından
Bunun için merhamet dilersin Tanrından
Duymaz kimse sesini Bıkarlar gözyaşından
Unutursun unutursun
Sözler devam ediyor tabii. Muhteşem ,daha ne şarkılar var hepsi birbirinden güzel. belliki Candan Erçetin, bu kadar aradan sonra titiz bir çalışma yapmış …onun ellerine bizimde kulaklarımıza ,duygularımıza sağlık…